İsmail Ata’nın oğludur. Huzura ermişti. Güzel halleri vardı. Seyram ile Taşkent arasındaki İsbican kasabasında ikamet ederdi. 

Hace Bahaeddin Nakşibend’in süfîlerinden Şeyh Abdullah Hucendî şöyle anlatırmış: 

“Hace Bahaeddin hazretlerinin şerefli sohbetlerine yetişmezden nice seneler önce kuvvetli bir cezbeye tutulmuştum. Kendimden geçtiğim sırada Muhammed Ali Hakîm-i Tirmizî’nin mezarına gittim. Ondan bana, ‘Geri dön! Sen maksuduna on iki sene sonra Buhara’da ulaşacaksın. O seni beklemektedir’ şeklinde bir işaret geldi, işte gönlümün Hace Bahaeddin’e tamamen akmasının nedeni bu müjde olmuştur.” 

Bu müjdeden sonra işaret olunan zatın ortaya çıkmasını bekledim. Hucend tarafına geri dönmüştüm. Bir gün pazardan geçerken bir mescidin kapısında birbiriyle dertleşip ağlaşan iki Türk gördüm. Sözlerine kulak verdim. Hak yol üzerine söyleşiyorlardı. Sohbetlerine katılmayı arzu ettim. Pazardan aldığım meyvelerden bir miktar Kendilerine ikram ederek meclislerine dahil oldum. Birbirlerine, “Bu derviş, talip olsa gerek bunu Hace İshak’ın hizmetine eriştirmemiz uygun olur”,dediler Bu”sözü duyduğumda bendeki talep derdi iyiden iyiye arttı. Kendilerini ”îshak Hace nerededir?” diye sordum. Bana, “İsbîcan’da bulunmaktadır” dediler. Bunun üzerine hemen onlardan ayrılıp, Hace İshak hazretlerinin yanına gittim. Kendilerine bağlanmak istediğimi açıkladım. Fakat Tirmiz olayını açmadım. Birkaç gün hizmetlerinde kaldım. Bana çok lutufta bulundu. 

İshak Hace’nin genç bir oğlu vardı. Olgunluk alametleri simasından belli oluyordu. Mübarek alınlarındaki saadet parıltıları gözleri kamaştırıyordu. Bir gün benim için babasına, “Bu garip dervişi yüce hizmetinize kabul etmeniz uygun olur” diye iltimasta bulundu, ama Hace İshak, “Ey oğul! O, Hace Bahaeddin Nakşibend’in müridi olsa gerektir! Bizim onu kabul etmeye yetkimiz yoktur” diye karşılık verdi. 

Onlardan da bu sözü işitince, benim mürşidimin Muhammed Bahaeddin hazretleri olacağına iyice inandım. İshak Hace hazretlerinden izin alıp, Hucend’e geri döndüm. Artık o günden sonra Şah-ı Nakşibend’in Buhara’da hizmetleriyle müşerref olana kadar bekledim.

Kaynaklar ; Reşahat , Mevlana Ali B. Hüseyin Es-Safi , Semerkand yayınları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz