Seyyid Ata’nın halifelerinin büyüklerindendir. 

Hace Ubeydullah Taşkendî hazretleri anlattı: 

“İsmail Ata yolun başında iken halk kendisine sataşır, hakkında ileri geri konuşurlarmış. O ise onlara hiç aldırış etmez ve, ‘Ben bunları bilmem, aşını veririm, davulunu çalarım!’ dermiş… Yine İsmail Ata, Seyram ile Taşkent arasındaki Huzyan adlı kasabada iken oradaki mollalar kendisine sataşırlar, arkasından konuşarak kınarlarmış. O ise bunlar hakkında, ‘Bu mollalar bizim sabunumuzdur. Ben kendilerini iyi tanırım’ dermiş.” Ubeydullah Taşkendî hazretleri onun bu sözünü çok beğenir ve yeri gelince kullanırdı. 

Halka şefkat etme hususundaki şu nefis söz de ona aittir: “Güneşte gölge, soğukta kaftan, açlıkta ekmek ol!” Hace Ubeydullah Taşkendî bu sözün çok büyük anlamı olduğunü söylerdi. 

Yine Ubeydullah hazretleri onun bir müride tövbe verdikten sonra söylediği, “Ey derviş! Seninle tarikat kardeşi olduk. Bizim şu nasihatımızı kulağına küpe yap: Bu dünyayı yeşil bir türbe olarak hayal et… Orada bir sen varsın, bir de Cenab-ı Hak… Başka kimseyi yok bil! Ve o kadar zikret ki, tevhidin galebesiyle sen de aradan çık… Ve sadece Hak Sübhanehu ve Teala kalsın!” sözünü nakletmiş ve demiş ki: “Bu sözden bir hayli marifet kokusu gelmektedir.” 

Yine Hace Ubeydullah hazretleri, kendi hatlerini anlatırken Hace İbrahim’in şu sözünü nakletmiş: “Seyyid Şerif Cürcanî bana, ‘Ey şeyhzade! İsmail Ata’nın müridleri secdeye vardıklannda zevk kokusu gelirdi’ diye söylemişti.” 

Kaynaklar ; Reşahat , Mevlana Ali B. Hüseyin Es-Safi , Semerkand yayınları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz