Kiğılı Şeyh Selim Efendi

0
28

Kığılı Şeyh Selim Efendi, takriben hicrî 1228 (m. 1813) tarihinde Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Aznafer (Doğankaya) köyünde dünyaya gelmiş. Babasının adı İsmail Ağa, Dedesinin adı Bekir ağadır. İlk eğitimini babasının yanında yaptı. Daha küçük yaşlarda iken önce Kur’an-ı Kerimi öğrendi, ardından da dinî ilimleri tahsil etti. Daha sonra ailesi ile birlikte Kiğı ilçesinin Haraba (Ayvadüzü) köyüne yerleşti.

Şeyh Selim Efendi ilk tahsilini babasının yanında yaptı. Daha sonra babası İsmail ağa onu İstanbul’a Şeyh Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî’nin medresesine gönderdi. Gümüşhanevî tekkesinde belli bir süre ilim ve tasavvuf eğitimi aldı. Ardından İstanbul’dan ayrıldı ve Palu’ya gelerek eğitiminin kalan kısmını Şeyh Ali Sebti Efendinin yanında tamamladı. Şeyh Ali Sebti’den Nakşibendiyye tarikatı hilafeti alan Şeyh Selim Efendi, bir ara Çan Köyünde Şeyh Ahmed el-Çanî’nin de yanında kaldı. Şeyh Ahmed Efendi’nin en iyi dostlarından biriydi. Şeyh Ahmed Efendi cenazesini Şeyh Selim Efendi’nin kaldırmasını ve namazını da onun kıldırmasını vasiyet etmişti. Vefat ettiğinde, vasiyetine uygun olarak cenazesinin tekfin ve teçhiz işlerini yapıp cenaze namazını kıldırdı.

Şeyh Selim Efendi de diğer Nakşî şeyhleri gibi ilim ve irşad faaliyetlerinde bulunmuş bu amaçla özellikle Erzurum bölgesine birçok seyahatler yapmıştır. Şeyh Selim Efendi, başta Bingöl’ün Kiğı, Adaklı ve Yedisu İlçeleri olmak üzere Erzurum’un Çat, Tekman ve Karayazı bölgelerinde uzun bir süre irşad faaliyetlerine devam etmiştir. Bu amaçla kendisi daha hayattayken çocuklarının bir kısmı bu bölgeye hicret etmiş ve irşad faaliyetlerinde bulunmak üzere bu bölgelere yerleşmişlerdir. Şeyh Selim Efendi’nin sekiz tane çocuğu olmuştur. Bunlardan Şeyh Muhammed Efendi, Şeyh Mahmud Efendi, Şeyh Hasan Efendi, Şeyh Mustafa Efendi ile Şeyh Hüseyin efendi ve onların çocukları Erzurum bölgesinde görev yapmışlar, Şeyh Arif Efendi, Şeyh Ali Efendi ve Şeyh Ahmed Efendi ise daha çok Bingöl ve çevresinde görev yapmışlardır.

Doğu memleketinde adet olduğu üzere hemen hemen her aile bir aşirete mensuptur. Şeyh Selim Efendi ailesi de Karbaşan aşiretine mensuptur. Bu aşiretin üyeleri genelde Bingöl’ün Kiğı ve Adaklı, Erzurum’un Çat ve Tekman ile Diyarbakır’ın Ergani İlçelerinde meskûndurlar. Şeyh Selim Efendi’nin özellikle Bingöl ve çevresi ile Erzurum ve çevresindeki ilim ve irşad faaliyetleri muhtemelen biraz da bundan kaynaklanmış olabilir. Şeyh Selim Efendi böyle davranmakla aslında neredeyse unutulmuş Kur’anî bir prensibi de hayata geçirerek, ilim ve irşad faaliyetlerine “Önce en yakın akrabanı uyar”  ayetinin sırrınca, yakın çevresinden başlamak sureti ile bu görevi yerine getirmeye ça- lışmıştır. Bu şekilde bir hareket tarzı hem davasına hizmeti kolaylaştırmış, hem de kendisine karşı oluşan hüsnü teveccühü İslam davasına hizmette kullanmak suretiyle bölgenin dinî ve tasavvufî hayatına katkı sağlamıştır. Şeyh Selim Efendi Çapakçur bölgesinde âlim, müttaki ve abid bir zat olarak tanındı. Kendisi aynı zamanda şair bir zat olup yayınlanmış bir divanı vardır. Hayatını ilim ve irşad faaliyetleri ile geçirdi. Rivayet edilir ki Şeyh Selim Efendi irşad görevinde bulunmak üzere yanında müritleri ile beraber Bingöl’den Erzurum’un Tekman İlçesine doğru yola çıkar. O zamanlar şimdiki gibi vasıta araçları olmadığı için yolculuklar genelde at sırtında yapılır. Şeyh Selim Efendi Bingöl ile Erzurum’un Çat İlçesi arasında bulunan Yedisu mevkiine geldiği zaman, dağdan bir ayı inerek Şeyh efendinin üzengideki ayağını ağzına koyar. Etrafındakiler panik içerisinde durumu seyrederken, Şeyh Efendi tavrını hiç bozmadan elindeki sopa le hayvanın sırtına dokunur ve hayvan gider. Bir sene sonra irşad için müritleri ile yine aynı yolu kullandıkları bir sırada aynı ayı yanında iki yavrusu ile dağdan inip Şeyh Selim Efendinin üzengideki ayağını ağzına alır, Şeyh Efendi hayvana dua ettikten sonra hayvan uzaklaşıp gider. Yanındakiler bu olayın nedenini sorunca, Şeyh efendi onlara şöyle cevap verir: O hayvanın yavruları olmadığı için, benden dua istemişti. Ben de o hayvanın yavru sahibi olması için Allah’a dua ettim, Allah’ın izni ve müsaadesi ile bu sene yavruları oldu.

Yine rivayet edilir ki Şeyh Selim Efendinin vefatından sonra kabrinin üzerine bir türbe yaptırılır. Türbeyi, Ermeni bir taş ustası yapmaktadır. O esnada yöre halkı zaman zaman Şeyh Efendinin kerametlerinden bahsederler. Ermeni usta, halkın anlattıklarının doğru olup olmadığını denemek ister ve çekicini türbenin temeline koyar. Türbenin inşaatı bitince yakınlarına, çekicimi türbenin temelinde unuttum, bu yüzden türbeyi yıkıp, çekicimi çıkarmak istiyorum der. Bunun üzerine Şeyh Selim efendinin çocukları ertesi güne kadar beklemesini söylerler. Ermeni usta o gece rüyasında çekicin türbenin dışına atıldığını görür ve sabah uyanır uyanmaz rüyasında gördüğü yere gider ve büyük bir şaşkınlık içerisinde çekicinin türbenin yanında olduğunu görür ve bu olay üzerine Müslüman olur.

Vefatı
Şeyh Selim Efendi, 1893 yılında Kiğı’nın Ayvadüzü (Haraban) köyünde vefat etmiş, vasiyeti üzerine köye hakim bir tepenin üzerine defnedilmiştir. Daha sonraki tarihlerde kabrinin üzerine bir kubbe yapılmış olup mezarı yöre halkı tarafından hala ziyaret edilmektedir.

Kaynaklar ; Mevlana Halid Bağdadi sempozyumu , 04-05 Mayıs 2017 , Binböl ve Çevresindeki Halidilik , Mehmet Şirin Ayiş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz