Şeyh Ahmed el-Çani (k.s.)

0
134

Şeyh Ali Sebti  gelmeden önce Bingöl ve çevresinde Kadirî tarikatı yaygındı. Çan ailesi, bu tarikatın bölgedeki önde gelen ailelerinden biri konumundaydı. Aile, Şeyh Tahir el-Kadirî’nin soyundan gelmekte olup, kendilerini Seyyid olarak kabul eder ve çevrelerinde böyle bilinirler. Moğol istilası döneminde Bağdat’tan hicret etmek zorunda kaldıkları rivayet edilir. Ailenin büyüğü Şeyh Kasım Moğol istilasından sonra Abbasiler döneminde Diyarbakır’ın Silvan (Farkin) ilçesine hicret etmiş, bir müddet burada kalan aile buradan Bitlis’e geçmişler. Şeyh Kasım’ın oğulları Şeyh Tahir ile Şeyh Ali Bitlis Sancağına kadar gelmişler, Şeyh Ali Bitlis’te kalmış, Şeyh Tahir ise Çapakçur’a gelmiştir. Burada tedrisatla meşgul olan Şeyh Tahir vefatına kadar burada kalmış. Mezarı, Bingöl-Erzurum yolunun Ilıcalar mevkiinde yola yakın bir tepenin üzerindedir. Şeyh Tâhir’in tek oğlu olan Şeyh İbrahim, önce Pirfakir köyüne, ardından Çan köyüne yerleşir. Miladi 1850 tarihlerinde Çan köyünde bir camii inşa eden Şeyh İbrahim, burada ilim ve irşad hizmetleri yapar. Daha sonra Şeyh İbrahim’in oğlu Şeyh Ahmet ve onun oğlu Şeyh Eyüp aynı bölgede ilim ve irşad faaliyetlerine devam ederler. Şeyh Eyüp, aynı zamanda bir Kadirî tarikatı şeyhi olup, hem Çan, hem de Madrak köylerinde medresesi ve talebeleri varmış. İşte Şeyh Ahmed el-Çanî, Şeyh Eyüp Efendinin oğludur.

Şeyh Ali Sebti İle Tanışması

Babasının vefatından sonra bir süre ağabeyinin yanında okuyan Şeyh Ahmed Efendi, Kadiriye tarikatına mensub olmasına rağmen Palu’da bulunan Şeyh Ali Sebti’ye intisab eder ve ilmi tedrisatı ile tasavvuf ve tarikat eğitimini ondan alır. Bunun üzerine şeyh Ahmed Efendi ailesi de kendisi ile beraber Kadiriye tarikatından Nakşibendiyye tarikatına intisab ederler.

Şeyh Ahmed Efendi’nin, Bingöl’ün Genç İlçesi sınırlarında bulunan Zıkti mıntıkası ile sıkı bir münasebeti vardı. Her sene o bölgenin bütün köy, mezra ve yerleşim yerlerini gezer ve kendilerini irşad ederdi. Zaman zaman Kiğı ve Sancak bölgelerine meşakkatli yolculuklar yapmak suretiyle buralarda da irşad faaliyetlerinde bulunmuştur. Şeyh Ahmed Efendi, Çapakçur ovasında bulunan hemen bütün aşiretleri gezmiş, onlarla beraber yaşamış, İslam dininin emir ve yasakları konusunda kendilerine yardımcı olmuştur. Şeyh Ahmed Efendi, yaşadığı dönemde fakir ve kimsesizlerin adeta barınak ve sığınağıydı. Çan ailesi Şeyh Ahmed Efendi’nin vefatından sonra da uzun yıllar bölgede ilim ve irşad faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Şeyh Ahmed Efendi, zaman zaman irşad görevlerine çıkar, bu seyahatleri bazen günlerce sürerdi. Yine bir gün irşad amacıyla Sancak nahiyesinin Lek köyüne uğrar. Şeyh Efendinin geleceğini duyan nahiye halkı köyde toplanır. Şeyh Efendi, hatme ve zikir halkasından sonra bahar mevsiminin ovayı güzellik ve yeşilliklerle bürümüş olduğunu seyrederken, “Ya Rabbe’l-Âlemin, Kadir ve Hâkim olan zatınız şu ovayı ne kadar güzel ve harikulade yaratmış. Yüce zatınıza hamd ve senalar olsun” diye dua eder. Bunun üzerine ovanın sahibi, Hüseyin Ağa’nın oğlu, Tayyar Ağa, Şeyh Efendinin güzelliğini methettiği ova- nın yarısını hibe etmek ister. Şeyh Efendi kendisine teşekkür eder ve bu hibeyi kabul etmez. Tayyar Ağa ısrar edince, Şeyh Efendi, elindeki tesbihi göstererek: “Tayyar Ağa, benim şu dünyada mülküm, bu tesbihimdir. Bana mülk olarak bu tesbih yeter. Hakkından gelebilirsem ne ala” der.

Şeyh Ahmed Efendinin, takvası ve fazilet ile ilgili olarak anlatılan bir baş- ka olay ise şu şekilde cereyan etmiştir. Şeyh Efendinin külliyesi, su kaynağına hem çok uzak, hem de çeşmenin yolu biraz sarp ve yokuş imiş. Yani o günün şartlarında köyde bulunan çeşmeden su getirmek hayli meşakkatliymiş. Şeyh efendinin eşi Balkısa Hanım, köyün çeşmesinin uzak olduğunu, cami ve medresenin suyunun da fazla olduğunu, dolayısıyla cami ve medrese suyundan bir musluğun eve bağlanmasını taleb eder. Şeyh Ahmed Efendi bu teklifi asla kabul etmez ve buna cevaz vermez. Bunun üzerine Şeyh Efendi, istihare namazını kılar ve ertesi gün evin yakınında bulunan bir yerin eşilmesini ister. Yüce Allah’ın müsaadesi ile buradan su çıkar ve evin su ihtiyacı buradan karşılanır. Bu çeşme, günümüzde hala akmakta olup, Efendi çeşmesi olarak bilinir.

Şeyh Ahmed el-Çani hazretlerinin Bilinen Halifeleri:
1. Şeyh Eyüb el-Çanî (Şeyh Ahmed el-Çanî’nin oğludur)
2. Molla Taceddin Efendi (Kaleli köyünden)
3. Molla Bayezid Efendi (Halifan köyünden)
4. Molla İsmail Efendi Karbaşanî (Adaklı İlçesinden)
5. Molla Hasan Efendi (Kiğı İlçesinden).

6. Molla Arif Efendi (Sevkarlı)
7. Molla Abdulcelil Efendi (Fahranlı)

Vefatı

Şeyh Ahmet Efendi, miladî 1884 yılında Çan Köyünde vefat etmiştir. Vasiyeti üzerine Kiğılı Şeyh Selim Efendi kendisini yıkamış, kefenlemiş, namazını kıldırmış ve defnetmiştir. Şeyh Ahmet Türbesi merkeze 17 kilometre mesafede, köy mezarlığı içinde köye hakim tepede yer alıyor. Dört köşeli, tek kubbeli olarak inşa edilen türbenin yapımında kubbe dahil tamamı taş kullanılmış.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz