Develili Celal Baba

tarafından
105
Develili Celal Baba

 

kayseri – develi – Ulu cami avlusu

Celal Baba, Develi, Tufanbeyli, Kadirli, Kozan yörelerinde menkıbeleşmiş hikayeleri anlatılan ve veli olduğu kabul edilen ” Meczup Velilerden” mukaddes bir zattır. Celal Baba, ona dair bilgilerin çoğunu onunla ilgili anlatılardan edinebildiğimiz gizemli bir insandır. Ümmî bir zat olmasından dolayı yazılı hiçbir eser bırakmamıştır.

İnsanların “celal”inden çekindikleri, hiçbir zaman zavallı ve aciz durumda olmayan, tersine kimseye eyvallah etmeyen, mezar taşında yazdığı gibi “Allah’ın Mecnunu” dur. Bırakın birilerinin yardımına ihtiyaç duymayı, yanında kaldığı kişilere maddi yardımlarda bile bulunduğu belirtilmiştir.

İnsanların dualarında adını zikredip “yüzü hürmetine” diye yakardıkları, sıkıntılarında darına yetişeceğine inandıkları bir velidir. Ondan korkmanın ötesinde, muhabbet besleyenlerin gülümseyerek hatırladıkları, kimi zaman bir çocukla atışır gibi gülümseyerek atıştıkları, parayla ve dünyayla ilgisi olmayan keramet ehli bir zattır.

Celal Baba, edinilen nüfus kayıtlarına göre 1 Temmuz 1917’de Develi’de doğmuştur. Adı Celal Kındıra’dır. Baba adı Ali, anne adı Fatma’dır. Hiç evlenmemiştir. 11 Temmuz 1994’te Develi’de akrabası olmayan ancak ona ev sahipliği eden ve hizmetini gören Pembe Kapusuz’un (Kadir Özdamar, Sarıkız’ın Seyit olarak belirtir.) yanında hakka yürümüştür. Aynı anneden olma başka kardeşi yoktur ancak babasının ikinci eşi Nazife hanımdan olma 1932
Ankara doğumlu Osman isimli bir erkek kardeşi vardır. Kardeşi de 1997 yılında vefât etmiştir.

Elde edilen bilgilere göre Celal Baba’nın okuma yazması yoktur. Ama cezbe anında çok etkileyici, yarısı Arapça yarısı Türkçe dua ettiği Yrd Doç. Dr. A. Kadir Özdamarlar tarafından yazılan bir köşe yazısında belirtilmiştir. (Özdamarlar 5 Aralık 2017) İtikadi bağlamda Tufanbeyli’de görüşülen kişilerin anlattıklarına göre Hanefî bir mezhebe değil İmam Cafer’i merkez alan bir itikada mensuptur. Ancak Develi’de görüşülen kişiler ise Kadirî Tarikatı’nın Nâdirî kolunun kurucusu olan Muhammed Bilal Nadirî’ye bağlı olduğunu belirtmektedir.

Nitekim anlatılan kerametlerinin birinde; bir bebeğin adının “Bilal” konulmasını talep etmesi, başka bir kerametinde ise Gaziantep’te bir türbeyi ziyaret edeceğini belirtmesi Bilal Nadiri Hazretleri’nin Gaziantep’in Nurdağı ilçesi Hamidiye köyündeki kabrini ziyarete gitmiş olma ihtimali düşündürmektedir.

İlginizi Çekebilir  Ganişeyh Türbesi

Celal Baba, adı gibi “celâlli” bir insandır. Genelde sinirli bir tabiatı olmakla birlikte sevdiği insanlara karşı çok müşfiktir. Sokakta yürürken kimi zaman söve saya giden, kimi zaman da evde kendi aralarındaki bir kavgada hanımına vurmaya çalışan kişinin aniden arkasından yumruklayıp “Onun ne suçu var da vuruyorsun!”  diyerek kadını koruyan şefkatli bir zattır.

Üstüne başına dikkat etmeyen, çoğu zaman toz toprak içinde kalan Celal Baba’nın üstünü başını değiştiren, yenilerini giydiren, hamama götüren pek çok kişinin etrafında bulunduğu belirtilmektedir. O, azametinden çekinilen, duasını almak içinse kendisine hizmet edilmeye çalışılan bir velidir.

Celal Baba, ömrünün büyük bölümünü Develi’de geçirmiştir. Develi’de yaşadığı dönemde “Deli Celal”, “Keleş Ali’nin Celal”, Kadirli, Kozan ve Tufanbeyli’de ise “Pehlül Celal” ve “Celal Baba” olarak adlandırılmıştır.  Develi’ye geldiği zamanlarda 35 gün, bazen bir hafta kalmış sonra bir ay, iki ay ortadan kaybolmuştur. Ona dair anlatılanlardan anlaşıldığı kadarıyla sık sık Develi ilçesine bağlı Bakırdağı köyü tarafındaki Gezbeli Geçidi’nden Adana tarafına geçmiştir. Kadirli ve Kozan’da ”Uçan Celal” olarak anılmıştır.

Celal Baba ile anlatılarının en sık karşılaşılan hadisesi Celal Baba’nın bir vasıtanın (otomobil,
otobüs vs.) gidebileceği mesafeyi o vesaitten çok daha önce kat etmesi hadisesidir. Anlatıların birinde: Develi’den bir Hac Kafilesi Kabe’ye gitmek üzere iken Celal Baba da onlarla yolculuk etmek ister. Şoför, onu “meczup” olduğu için arabaya bindirmez. Kabe’ye vardıklarında Celal Baba’nın kendilerinin önünde ibadet ettiğini görürler. Bir başka hadisede,
Celal Baba bir kadının pişirdiği köfteyi Kozan’dan Ankara’ya köfte soğumadan ulaştırır.

Mekânı, olağandışı şekilde değiştirmesi ile ilgili pek çok anlatının bir kısmı da Celal Baba’ya verilen emanetlerin ya da mektupların ilgili şahsa adres belirtilmeden Celal Baba tarafından ulaştırılabilmesi ile ilgilidir. Örneğin Develi’den Gaziantep’e gideceğini söyleyen Celal Baba’ya teslim edilen asker mektubu kışta kıyamette sahibine ulaştırılır. Mektubu verirken Celal Baba’nın elinde onlarca mektup bulunur, o okuma bilmediği halde mektuplara bakmadan o mektubu bulup sahibine teslim eder. Onun verdiği cevabı da tekrar getirir. Kadirli yöresinde “Celal Baba, erenlerin postacısıydı.” denilmekte “Uçan Celal” şeklinde de anılmaktadır.

İlginizi Çekebilir  Hace Hasan Endaki (k.s.)

Celal Baba’nın, zaman zaman mendil açıp para topladığı, topladığı paralarıysa sevdiği kişilere verdiği belirtilmektedir. Bu paraları alanlardan bir kısmı harcarken bir kısmı “bereket
parası” diye cüzdanında ya da sandığında saklamıştır. “Celal Baba, bu paraları isteyen herkese vermez. Sadece gönlünün ısındığı kişilere verirdi.” denilmektedir. Bu paraları saklayanlarsa evinin bereketinin hiç azalmadığını belirtmektedir.  Celal Baba’ya dair “bereket sağlama” anlatılarının biri: “Onu devamlı arabasıyla taşıyan Kozanlı bir şoför, Celal
Baba arabaya bindiğinde arabanın yakıtının hiç bitmediğini, borçla aldığı arabanın borcunun nasıl olup da kapandığına anlam veremediğini, bunların da Celal Baba’nın bereketinden kaynaklandığını söyler.” şeklindedir.

“Onu döven birinin o günden sonra boynunu tutamayan yarı felçli biri olduğu anlatılmaktadır.” “Bakırdağı’ndan Kadirli tarafına giden bir kamyoneti durdurmak istemiş. Adam durmamış. Daha ileri bir yolda yeniden karşısına çıkmış Celal Baba, yine durdurmak istemiş adam yine durmamış. Kadirli’ye vardığında yine karşısına çıkmış. “Elinin kazandığını, cebin görmesin!”demiş. Adam şimdi kazandığının bereketinin olmadığını bunun da Celal Baba’nın bedduasından kaynaklandığını söylüyor.

Celal Baba’nın, Develi’deki yağmur dualarında muhakkak bulunan bir zat olduğu belirtilmektedir. Kendi gelmese bile hocaların: “Onun duası geçer.” düşüncesi ile yağmur dualarına katılmasını istedikleri biridir: “Elbiz’in yan tarafları eskiden harman yeriydi. Oralara duaya çıkılırdı. Celal Baba ceketini çıkarır tersine çevirir ve tekrar giyerdi. Elini kaldırır dua eder, aşağı doğru döndürürdü. Dudakları dua ederdi devamlı. O dualardan yağmursuz döndüğümüzüde pek hatırlamam.”

Celal Baba’nın geçmiş ve gelecekten haberdar olmasına dair en ünlü anlatısı kendi mezar yeri ile ilgili olan ve ölümü sonrasına dair söyledikleridir. Kadir Özdamar’ın da bahsettiği bu hadise şöyledir: “Celal, bir gün bana dedi ki ‘Yaşar abi, ben Kadirli’de ölürsem orada mezarım hazır. Develi’de ölürsem de (caminin bahçesinde şu an kabrinin bulunduğu yeri göstererek) beni şuradaki mezara gömeceksiniz tamam mı, dedi. Biz geçiştirmek için “he, hı!”dedik. Çünkü o mezar dolu diye biliyorduk. Burası tarihi bir yer illa birisi vardır ki mezarı var burada diyorduk. Çünkü tamamen bir mezar olarak görünüyordu burası. Celal: “Yok burası boş. Burası benim.” derdi. Celal gidince merak ettik ve mezarı kendi elimizle kazdık. Burası için ‘Bu camiyi yapan usta düşmüş de ölmüş onun mezarıymış.’ denilirdi. Kazdık ama mezardan kemik vesaire çıkmadı. Dediği gibi mezar boş çıktı.

İlginizi Çekebilir  Seyyid Yahya Rıza Sevgili Efendi

Celal Baba, ben ölünce bir meczup olan Cücünlü Bekdeş beni yıkayacak demişti. Celal Baba bu vasiyet olayından kısa bir süre sonra hakka yürüdü. Biz yıkamak için toplandık. Cücünlü Bekdeş aniden geldi. “Çekilin, çekilin!” diye bizi etrafından kovdu. “Ben yıkayacam.” dedi. Güzelce yıkadı omzumuza alıp gelirken önümüzde yürüdü dua ede ede. Mezarının başına oturdu, bıdır bıdır birşeyler söyledi, gömülene kadar.”

Celal Baba’nın kabri Develi Ulu Camii’nde minarenin dibindeki küçük kabristandadır. Yazılma tarihlerinin farklı olmasından dolayı olabilecek bir sebeple biri baş ucunda ve diğeri ayak ucunda olmak üzere Celal Baba’nın iki mezar taşı bulunur. Başucundaki taşta “Celal Kındıra, Celal Baba, Ruhuna Fatiha, D. 1331ö. 11. 7. 1994” yazar, ayak ucundaki mezar taşında ise: “Allah’ın Mecnunu, Celal Baba, Ruhuna Fatiha, 1918-1994” yazılıdır.

Celal Baba, hayatta olduğu dönemde kendine mezar olarak iki yer belirlemiş ve ölümü gerçekleştiğinde bu iki yerden birine defnedilmesini vasiyet etmiştir. Bunlardan biri Kadirli’de bir mezar, diğeri Develi Cami-i Kebir diğer adıyla Ulu Camii bahçesindeki küçük kabristandır. Kadirli’deki mezar yerinin, Celal Baba oraya defnedilmese de kendini sevenlerce mezar ve ziyaretgah kabul edildiği belirtilmektedir.  Ayrıca Tufanbeyli’deki Evci köyünde de Celal Baba’nın makamı bulunmakta ve sevenleri tarafından burası da ziyaret edilmektedir.

Kaynak ; Aşık Seyrani Bildirileri I. cilt , Develili Celal Baba üzerine bir araştırma , Emel Şimşek , Kayseri Büyükşehir Belediyesi