Şanlıurfa – Merkez – Ellisekiz meydanında halveti tekkesi yanında

Abdulkadir Kemaleddin Erbili (1806–1897) hem Kadiri, hem Halveti ve hem de Nakşibendî şeyhidir. Erbilli olup, Erbil’de Kadirî şeyhi Şeyh Ziyaeddin Abdurrahman Talabani’nin halifesidir. Urfa’ya ne zaman geldiği belli değildir. Fakat orta yaşlarında geldiği muhakkaktır. Kendisi Şeyhi Abdurrahman Talabani’den Kadirilik hilafeti almasına rağmen, Urfa’da Şeyh Ramazan Şanî’nin yaptırdığı Halveti tekkesinde şeyhlik ve vakfının mütevelliliğini yapmıştır. Bu tekke’ye nasıl şeyh olduğu ve şeyhliği kimden devr aldığını henüz sicillerde rastlayamadık. Yalnız vermiş olduğu 21 Rebiülahir 1308 (Miladi 5 Aralık 1890) tarihli bir arz dilekçesinde Şeyh Abdulkadir Kemaleddin Erbilî’nin bu tekkenin vakfının uzun yıllar mütevellisi olduğu anlaşılmaktadır. Dilekçenin baş tarafı şöyledir:
“Nezaret-i Evkaf-ı Hümayun mülukâneye mülhak evkafdan olup tevliyeti şeyhine ve gallesi imaretine meşrut olan Medine-i Urfa mahallatından Hacı Gazi mahallesinde vaki Şeyh Ramazan Şani Efendi ibni Gazi Halife nam vakfın bina ve inşasına muvaffak olduğu Halvetiye hangah-ı şerifi vakfının ba-fermanı ali mütevellisi olup hankah-ı mezkurde meşihatını eda ve ifa eden Erbil ahalisinden Şeyh Abdulkadir Efendi ibni Muh- yiddin Efendi nam kimesnenin sini seb’i mütecaviz olup müstakilen idareden aciz olmakla…”

Bu dilekçe verildiğinde Şeyh Abdulkadir Erbilî Efendi 70 yaşını çoktan geçmiş bulunuyordu. Yaşının geçkin olmasından dolayı aynı dilekçede vakfın mütevelliliğini Şeyh Şanî evlatlarından Abdulkadir oğlu Şeyh Muhammed Bakır’a devrettiği de anlaşılmaktadır.

Şeyh Abdulkadir Kemaleddin Erbilî’nin türbesi Urfa’da Kurtuluş meydanında şeyhliğini ve mütevelliliğini yaptığı, Şeyh Ramazan Şanî’nin yaptırdığı Halveti tekkesinin içindedir. Türbesi üzerindeki kitabede:
“fatiha,
Haza darihu’l-arifi bi-Rabbihi samiyi’l-gavs ebi Muhammed Muhyiddin es-seyyidi senedi’ş-Şeyh Abdulkadir ibni Şerif Mu- hammed Muhyiddin es-Sıddık el-Hüseyni. Tüviffiye an ihda ve tis’ine seneten rahimallahu’r-Rahman. Fi şehri Ramazan sene 1315”

İfadeleri kullanılmakta olup, 1897 tarihinde 91 yaşında vefat ettiği kaydedilmiştir. Abdulkadir Efendinin iki oğlu olmuştur. Büyük oğlu Muhammed Muhyiddin adında âlim, mutasavvıf ve şair olup İstanbul’da vefat etmiştir. Küçük oğlu Mustafa Safvet (1866– 1950) de âlim, mutasavvıf ve şairdir.

Abdulkadir Kemaleddin kitap yazmış olan Urfa ender meşayihindendir. Kitapları:
1.Hüccetü’zakirîn fi’r-reddi ale’l-Münkirin, basılmıştır.
2.Tefrihu’l-Hatır fi menakib-i Abdulkadir. Basılmıştır.
3.Tarikatü’r-Rahmaniyeti fi’r-rucui ve’l-vusuli ila’l-Hazreti’l- Aliye.
4.İthamatü’l-İlahiye fi Ma’arifeti’l-Hakikati’l-İnsaniye.
5.Mir’atü’ş-Şuhud fi beyani Vahdeti Vücud.
6.Hadikatü’l-Ezhar fi’l-Hikmeti ve’l-Esrar.
7.Ed-Dürerü’l-Müteberetü fi şerhi’l-Ayati Semaniyete Aşere min mukaddimeti’l-Mesnevi Şerif.
8.Şerhü kelimatü Farisiyeti mine’l-Lemati’l-İrakiye. Bu kitaplar da basılmamıştır.

Erbilli Abdulkadir Efendi Kadiri tarikatından Dede Osman Avni’ye (Ölüm. 1883), halveti tarikatından ise Şeyh Ahmed’e (ölüm. ?) halifelik vermiştir.
Urfa’nın yaşlılarından Emin Beyazgül’ün gençliğinde bizzat yaşayan zatın ağzından dinleyerek anlattıklarına göre; Urfa’da da 1900’lü yıllardan önce, Kurtuluş mahallesinde oturan Ermeni bir aile çocuğunun babası ölmüştü. Çocuk henüz dokuz on yaşlarında bulunuyordu. Annesi başka biriyle evlenmişti. Böylece çocuğun üvey babası olan adam, evlendikten bir müddet sonra çocuğun annesine;
—Ya ben, ya bu çocuk evden gidecek, diye kadını sıkıştırmaya başlamıştı. Yeni evlendiği kocadan ayrılamayan kadın, bunun üze- rine kendi öz çocuğunu evden atmıştı. O zaman çocuk evden atı- lınca, gidecek yeri de olmadığı için Kurtuluş meydanındaki Halveti tekkesinin kapısı önünde çaresizlik içinde oturmaya başlamıştı. Çocuğu, tekkenin şeyhi Abdülkadir Erbilî Efendi görünce, çocuk- tan orada oturmasının sebebini sormuştu. O da durumu olduğu gibi şeyhe anlatmıştı. Durumu anlayan şeyh, çocuğu içeri almış, onu senelerce yanında yetiştirmişti. Tabi bu iyiliği gören çocuk imanlı bir müslüman olmuştu.180 Urfa’da 1880’li yıllarda cereyan eden bu hadise, tekkelerin hem sosyal hayattaki yerini ve hem de Müslim-gayri müslim her kesime hizmet vermelerine dair güzel bir örnektir.

 

Kaynak ; Urfa’da tasavvufu İzleri , Mahmut Karakaş , Şurkav , 2017 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz