manisa – demirci – sinan camii şerifinde

Şeyh İzzeddin Efendi, Sinan Efendi Camii avlusundaki türbenin önünde sarıklı taşların bulunduğu yerde soldan birinci kabirde yatmakta olup Kadiri tarikatının şeyhlerindendir (öl.1843). İstanbul Beşiktaş semtindeki Yahya Efendi dergahından icazet almıştır Sinan tekkesinde vefatından sonra oğlu Şeyh Hüseyin Efendi (v. 1865), onun vefatıyla da torunu Şeyh Ethem Efendi, ve Şeyh Hüseyin Efendi (v.1916) tekkenin şeyhi olur. Bundan sonra tekkenin işlemediği nakledilir. Halk arasında İzzeddin Efendiyle ilgili anlatılan bir menkıbe şöyledir.

Sındırgı’dan üç kişi şeyh İzzeddin Efendi’nin namını işitirler ve bunu tetkik için ziyaretinde bulunup eğer onda istedikleri kerametleri görürlerse hizmetine girip derviş olmak niyeti ile yola çıkarlar. Yolda gelirken üçü de şeyhten görmek istedikleri kerameti anlatırlar. Birincisi, “biz oraya varınca 13-14 yaşında fidan gibi bir kız kahve tutarsa bu zat büyük velidir”, der. İkincisi, “benim karnım aç arkadaş. Bize yemek ikram ederse”, üçüncüsü ise, “bu kış mevsiminde ve karlı havada dalından yaprağı ile beraber yeni kopmuş üzüm ikram ederse büyük zattır”, der.

Onlar Demirci’ye doğru gelirken, şeyh manevi yoldan bu üç şahsın durumlarına ve kendisinden neler beklediklerine vakıf olmuş, bir dervişine eline sepeti alarak Çaylak mevkiindeki bağından bir sepet üzüm getirmesini emretmiştir. Sepetle bağdan üzüm getiren derviş Tenekeli Tekke şeyhlerinden Galip Efendi’dir. Mürid her tarafın karla kaplı olduğu böyle bir kış gününde bağda üzümün olmayacağına ve şeyhin sapıttığına hükmederek kendi kendine söylendiği halde emre itaat ederek bağa gidip asmaların karlarını silkelediğinde, üzümlerin bütün tazelik ve nefasetiyle dallarda sallanmakta olduğunu şaşkınlıkla görür. Gözlerini uğuşturup bir salkım üzüm yiyerek şeyhine teslimiyeti artar. Sepeti üzümle doldurarak döner. Tekkede ise yemekler hazırlanmaktadır.

Aradan bir süre geçtikten sonra üç şahıs gelir ve müridler tarafından karşılanırlar. Müridler gelenlere şeyhin kendilerinin geleceğini bildirerek karşılayıp gerekli ağırlamanın yapılmasını emrettiğini söylerler. Bir müddet sonra şeyh gelenleri huzuruna kabul eder. Hal hatır sorduktan sonra 13-14 yaşlarında fidan gibi bir kız hepsine de kahve ikram etmiş ve birincinin dileği olmuştur. Sohbetten sonra yemek yemeğe davet edilince de ikincisi başını önüne eğmek mecburiyetinde kalmıştır. Fakat üçüncü şahıs bu olanları normal karşıladığı için bıyık altından gülmektedir. Yemekten sonra tam sofra kaldırılacağı zaman bir sepet taze üzüm getirilip sininin üzerine dökülünce bu kerametleri o da kabul etmek zorunda kalmış, böylece şeyh İzzeddin Efendi’nin büyüklüğüne kalpleriyle tam manası ile inanıp bu tarikata intisap etmişlerdir. Bu zatların Sinan Efendi Dergahının mihrabının arkasında gömülü olduğu nakledilir.

Kaynaklar ; Manisa Evliyaları , Abdulhalim Durma

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz