Muhammed Hüsrev Aydınlar ( Hüsrev Hoca )

tarafından
173
Muhammed Hüsrev Aydınlar ( Hüsrev Hoca )

istanbul – edirnekapı sakızağacı kabristanı

Son dönem İslam alimi ve müderris olan Muhammed Hüsrev Aydınlar, “Hüsrev Hoca” olarak tanınmakta ve bilinmektedir. Makedonya’nın Struga iline bağlı Labunişta köyünde doğdu. Arnavut asıllı bir aileye mensup olan babası Numan Efendi’dir. İlköğrenimini köyünde tamamladıktan sonra 1910’da İstanbul’a gelerek Karagümrük’teki meşhur Üçbaş Medresesi’ne yerleşti.

Rebii Molla, Kastamonulu Ahmed Efendi, Tavaslı Hafız Hasan ve İzmirli İsmail Hakkı gibi büyük alimlerden ders gördü. Daha sonra Süleymaniye Medresesi’ne kaydoldu. 1919’da tefsir ve hadis şubesinden mezun oldu. Arkasından dersiamlığa ve Arapça hocalığına tayin edildi. Hüsrev hoca, Cumhuriyet’ten sonra medreselerin kapatılması ve dersiamlığın kaldırılması üzerine fahri olarak hizmetlerine devam etmiştir. Yapılan bütün baskılara rağmen Hoca ders okutmayı sürdürmüştür.

Hocapaşa ve Camialtı camilerinde hutbe okuyan Hüsrev Hoca‘nın din eğitimini sürdürmesi ve doğru bildiklerini söyleme konusundaki cesaret ve kararlığı menkıbeler halinde anlatılmaktadır.

İlginizi Çekebilir  Ali Dede - Adana

Otuz yıldan fazla bir süre aralıksız olarak Fatih Camii’nde ve evinde her seviyedeki talebeye ders veren merhum Hüsrev Hoca, talabe yetiştirmeyi bir ibadet olarak kabul etmiştir. Talebelerinden, Diyanet işleri Başkan yardımcılarından merhum Yaşar Tunagür’ün anlattığına göre, hocanın yaşının ve hastalığının ilerlemesi ve gözlerinin çok az görmesi sebebiyle kendisine derslerin tatil edilmesi teklif edilince, dersleri kendi iradesiyle bırakmadığı yolundaki mazeretini dile getirerek Allah Teala’dan mağfiret talep etmiş ve üç gün sonra da rahmetlik olmuştur.

Özellikle, 1940-1950 yılları arasında dini hayata ve din eğitimine karşı yürütülen şiddetli baskı döneminde cesaretle ders okutmak suretiyle bir taraftan dini hayatı canlı tutmaya çalışırken diğer taraftan din eğitimine büyük destek sağlamış ve çok değerli din adamları yetiştirmiştir.

İhlasla kendilerini din hizmetlerine atayan ve ilk imam-hatipli nesillerin hocalığını da yapan İstanbul’un eski vaizlerinden Salih Şeref, Abdülhalim Akkul, imam ve hatiplerden Hüseyin Karagözoğlu, Mahmut Bayram, Diyanet işleri Başkanlığı başkan yardımcılarından Yaşar Tunagür, Akdağmadeni eski müftülerinden Sadık Fidancı ve yüksek mühendis H. İsmail Turan onun yetiştirdiği talebelerden birkaç tanesidir.

İlginizi Çekebilir  Köserelik Türbesi

Hüsrev Hoca, sırf inancı uğruna mücadele etmiş, gördüğü hizmetlerden dolayı maddi hiçbir karşılık beklememiş, şöhret peşinde koşmamıştır. Hocamız eser yazmaktan ziyade talebe okutmaya ve din adamı yetiştirmeye ağırlık vermiş ve ömrünün sonuna kadar da bu değerli hizmeti yürütmüştür.

Risaletü’l-Mevahibi’l-İlahiyye adlı çok değerli bir eseri vardır. Arapça olan bu eserin mukaddimesinde kitabın zor günlerde kaleme alındığını zikreder. Eseri istinsah eden, suretini çıkaran ve Hoca’nın öğrencisi olan Erzurumlu Mustafa Necati Efendi, mukaddimenin bu cümlesine düştüğü notta, kitabını yazmaya başladığı sırada Hüsrev Hoca’nın hanımının vefat ettiğini, kitaplarıyla birlikte evinin yandığını, ayrıca İstanbul’a yaklaşan düşmanın silah seslerinin duyulduğunu kaydeder. Bunca sıkıntı ve imkansızlıklara rağmen Hoca’nın, hayatı boyunca müstağni bir hayat yaşaması onun yüksek seciyesi ve sağlam karakterini göstermektedir.Geçimini, evinin bahçesinde yetiştirdiği sebzeleri satmak suretiyle sağlamaya çalışmıştır. Vefatında cenaze masraflarını karşılayacak parası yoktu.

İlginizi Çekebilir  Durhasan Dede

Hüsrev Hoca’nın ilmi hayatının başlangıç döneminde tefsir sahasında gösterdiği bu önemli başarının ömrünün sonraki yıllarında devam etmemesi·, eğitim ve öğretim çalışmalarına ağırlık vermesinden kaynaklanmaktadır. O yazılı eserler değil, canlı eserler bırakmayı hedeflemişti. Ve öyle de oldu.

Çeşitli baskılara ve birçok sıkıntılara rağmen, ömrünün son üç gününe kadar verimli ve değerli çalışmalarını, önemli hizmetlerini devam ettirirken yaş 70 lere yaklaştı ve vade tamam oldu.

Vefatı

Hüsrev Hoca, 23 Nisan 1953’te rahmet-i Rahman’a kavuştu. Kabri Edirnekapı Sakızağacı Kabristanı’ndadır. Yeri Cennet, makamı ali olsun!. Şefaatlerini dileriz! Amin, Amin!

Kaynak ; Yolumuzu Aydınlatanlar -1 , Yahya Kutluoğlu , İbb Yayınları