Karyağdı Sultan Türbesi

tarafından
350
Karyağdı Sultan Türbesi

Ankara -Altındağ ilçesi Hacı Doğan Ma­hallesi Sanayi Caddesi ile Doğan Sokağın birleştiği yerde

Tarihi kişiliği bilinmeyen, yüzyıllardır Ankara’lıların gönüllerinde taht kuran bu veliyye hatun kişinin hayatı hakkında yazılı kaynak­ larda bir bilgiye ulaşılamamıştır. Günümüzde Altındağ ilçesi Hacı Doğan Ma­hallesi Sanayi Caddesi ile Doğan Sokağın birleştiği yerde bulunan türbesinde­ ki Osmanlıca kitabede şu ibare yazılıdır:
”Ah vaveylaki cellad felek
Hake saldı bu gül nazik teni
Ravzasını ravza-i huld yerin
Merkadin pür-nur eyle ya Ganf
Cennetinden kabrine ruzenler aç
Rahmetinle bula daim ruşeni
Erdi hatifden anın tarihi
Cilvegahı ola cennet Gülşeni
sene hicri 985 (1577).”
(Ah! ne yazıkki cellad felek bu gül nazik vücudu toprağa verdi. Ey cömert, zengin ve varlıklı olan Allahım, mübarek kabrini sekiz cennetten birisi olan “Cennet-i hul ” eyle ve hurla doldur. Cennet’inden kabrine bahçeler aç, Sen’in rahmetinle kabri daima aydınlık olsun. Gizli bir ses onun vefat tarihini bildir­ di. Ebedi hayatı geçireceği yer cennet bahçelerinden birisi olsun. Sene Hicri 985/Miladi 1577).

Kitabede hatun kişinin adı yazılmamış ve vefat tarihi 1577 yılıdır. “Gül nazik teni” ifadesinden de genç yaşta vefat ettiği anlaşılmaktadır. Sultan III. Murad’ın saltanat yıllarında vefat eden bu hatun kişinin Ankara’da yaşayan varlıklı bir aileye mensup olduğunu tahmin ediyoruz. Ayrıca Ankara şehrinin kuzey batısında “Karyağdı” adında bir dağ bulunmaktadır.

İlginizi Çekebilir  Sofu Dede

“Karyağdı” ismi ile anılmasına gerekçe olarak dilden dile halk arasında dolaşan rivayet şöyledir: Ankara’nın ileri gelen eşrafından bir ailenin kızıdır. Güzelliği ve edebi ile tanı­nır genç kızlığında. Evlenme çağı geldiğinde yine eşrafdan bir ailenin delikanlısı ile evlenir. Mutlu ve huzurlu bir aile kuran bu hatun kişi anne adayı olur ve “aş verme”ye başlar. Ankara’da Ağustos ayı oldukça sıcak geçer, bu sıcak günlerde hamile olan Kar­ yağdı Hatun‘un nefsi kar çeker. O zamanlarda Elmadağ’ının yamaçlarında kar kuyuları bulunur ve bu kuyularda saklanan kar sıcak mevsimlerde şehre getirilerek satılır. Bu kar kuyularında kar kalmamıştır Ağustos ayı olduğu için.

Kar arzusunu kocasına iletir, lakin kocası da çaresiz kalır. Kara karşı olan istek ve arzusu o kadar artar ki dayanılmaz hale gelir, bedeni volkanik bir yanar dağ gibi kavrulur. Bir gece yarısı kalkar, abdest alır, ellerini açarak Cenab-ı Hakk’a yalvarır ve ya­karır. Duaların kabul olduğu ve herkesin uyuduğu, hacet kapılarının açıldığı za­mandır bu an.

İlginizi Çekebilir  Halife Me'mun

– “Ya Rabbi, nefsimin arzusunu yenemiyorum, kar yağdır, kar yağdır, kar yağdır. Sen Gani’sin.” diye yalvarır, secdeye varır ve göz yaşı döker. İşte o an gözyaşlarına semadan kar tanecikleri de iştirak eder. Bir anda her taraf bem­beyaz olur. Şükür ve sevinç birleşir, doya doya avuçlarına aldığı kan yemeğe başlar. Arzusuna kavuşmuştur, lakin vücudundaki volkanik harareti söndürememiştir. Şehir camilerindeki minarelerden okunan sabah ezanı nidalarıyla birlikte Kar­ yağdı Hatun’un beyi de uykudan uyanır. Yanıbaşında hanımını göremeyince yataktan kalkar ve odanın perdesini aralar, dışarıda gördüğüne inanamaz, her taraf bembeyaz karla örtülmüş, sevinçle Allah’a şükreder. Çünkü biricik eşinin arzusu yerine gelmiştir. Hemen avluya çıkar, beyazlar üstünde yatan hanımını görür. Koşarak yanına varır, kucaklar, beden soğuktur. Sevinç gözyaşları anında kanlı gözyaşına dönüşür. Ebedi hayatta beraber olmak arzusu ile son defa eşinin “gül nazik teni”ni koklar, göremediği yavrusu ile beraber ikisini Hakk’a uğurlar, Hakk’tan gelene razı olur.

Şehir halkı bembeyaz karı görünce şaşırır. Fazla vakit geçmeden minarelerden “sala” nidaları duyulur. Önceleri “Sultan Meydanı ”Abdi/ Yert: “Köşk Yerr denilen daha sonra da “Hergelen Meydanı”, “İtfaiye Meydanı” denilen bugünkü türbesi­nin olduğu yere defnedilir. Karyağdı Hatun’un hikayesi böyledir… Derlerki:
– “Türbenin üstüne her gece, herkesin derin uykulara vardığı saatlerde bir şey ya­ğar; kar mı yağar, nur mu yağar bilinmez, yere değmeden kaybolur gider.”

İlginizi Çekebilir  Şeyh Abdurrahman Türbesi

Karyağdı Türbesi:
Karyağdı Türbesi, bir sıra kesme taş ve üç sıra tuğladan inşa edilmiş, kub­besi kurşunla kaplı bir yapıdır. Onaltıncı asır mimarisi özelliği taşıyan türbe bakımlı ve ziyarete açıktır. Kubbeye geçmeden iki sıra tuğla kirpi saçak kul­ lanılmıştır. Taş sıraları arasında birer dik tuğla da bulunur. Sekizgen planlı ve üzeri kubbelidir. Altta altı yüzde dikdörtgen sivri kemerli alınlıklara sahip, demir parmaklıklı pencereler, üstte giriş kısmı hariç yuvarlak kemerli petek gibi şebeke ile doldurulmuş yedi pencere vardır. Doğu cephesinde basık kemerli giriş kapısı, hafif sivri ve söve kısmı dilimli orijinal bir kemer sisteminin altında yer alır. Kapıya iki basamakla çıkılır. Ahşap kapı kanatları yenidir. Kapının üzerinde dört satırlık iki pano halinde mermer üzerine sülüsle yazılmış Osmanlıca kitabe yer alır.

Kaynak ; Manevi Mimarlarıyla Ankara , Abdülkerim Erdoğan , Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları
Ankara Velileri I-II , Abdülkerim Erdoğan , Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları