İstanbul – Üsküdar – Karacaahmet kabristanında – Karacaahmet sultan dergahından inadiye ‘ye giderken .

Celvetiye tarikatının Hâşimiyye kolunun kurucusu.

Üsküdar’da doğdu (1718). Bazı kaynaklarda adı Mehmed Hâşim olarak verilse de doğrusu Mustafa Hâşim’dir. Babası, daha sonra Bandırma- lızâde (Bandırmalı) Tekkesi diye bilinen Üsküdar İnadiye’deki evini tekke yaparak irşad faaliyetlerinde bulunan Celvetiyye şeyhlerinden Yusuf Nizâmeddin Efendi’dir. Kendisi de babasının yerine daha sonra şeyh olmuştur. Ancak daha sonraki yıllarda Hâşim Baba’nın Celvetî şeyhleri tarafından dışlanması sebebiyle mensupları kendisine Haşimiyye adlı bir tarikat nispet etmişlerdir. Bu tarikatın silsilesi Celvetiyye’nin kurucusu Aziz Mahmud Hüdayi’den (ö. 1628) iki ayrı yolla gelmektedir. Celvetîlikle Bektaşîliğin birleştirilmesinden meydana gelen bu kolun fazla yayılmadığı belirtilmektedir.

Haşim Baba’nın, Celveti şeyhliğinin yanında Melamiliğe de meylettiği ve bazı Melamilerce kutup olarak nitelendirildiği söylense de bu doğru değildir. O aynı zamanda Kahire’de Baba Kaygusuz Tekkesi’nde Kasrü’l-Ayn şeyhi Hasan Baba’dan (ö. 1756) el alarak Bektaşi de olmuştur. Hatta bir ara Kırşehir’deki Hacı Bektaş Tekkesi’ne gitmiş ve orada da dört yıl kadar dede-babalık yapmıştır. Ayrı bir erkânnâme yazarak Bektaşîlik âyinini tadile çalıştığı ve bu suretle Bektaşîlik’ten bir kol ayırmak istediği de ileri sürülmüştür. Sefînetü’l-evliyâ müellifi Hüseyin Vassâf, Hâşim Baba’nın önce babasının yerine şeyh, sonra Bektaşi, daha sonra Melâmetle neşvedâr olup son olarak babasının mesleğini takip ettiğini bildirmektedir.

Vefat ettiği zaman cenaze namazı kılınmak için Hüdâyî Âsitanesi’ne götürülmüşse de pîr makamı şeyhi Büyük Ruşen Efendi (ö. 1794), dergâhın hiçbir kapısını açtırmamış, cenazeyi içeriye kabul etmemiştir. Bunun üzerine cenaze namazı, dergahın alt tarafındaki türbe önünde yolda bulunan musalla üzerinde kılınmış, Bandırmalızâde Tekkesi’nin türbesine defnedilmiştir. Burası bir süre Haşimiyye’nin âsitanesi olarak faailiyet göstermiş, bugün tekkenin yıkılmasından sonra kabri yol genişletilmesi sırasında kaldırılarak yerine parmaklıklı bir kabir yapılmış yeni harflerle “Üsküdarlı Haşim Baba” levhası asılmıştır.

Hâşim Baba’nın müretteb bir divanı, gelecekte vuku bulacak olayları değişik metodlarla öğrettiğine inanılan cefr (cifr) ilmiyle ilgili Ankā-yı Meşrık ve kaynaklarda Vâridât veya Makālât adlarıyla geçen mensur bir eseri daha vardır. Besmele’nin esrarı, leyle-i Kadr, ilâhî aşk, Melâmîlik meşrebi, sûfîlik yolu, rüya, Hz. Mûsâ’nın âsâsı, hazarât-ı hams, havâss-ı hamse-i bâtıniyye ve havâss-ı hamse-i zâhiriyye, Ehl-i beyt sevgisi, çeşitli âyet ve hadislerin tasavvufî izahları bu mensur eserin başlıca konularıdır.

Divanında yaklaşık iki yüzün üzerinde şiir bulunmaktadır. Özellikle Ehl-i beyt sevgisi başta olmak üzere, on iki İmam, tarîkat silsilesi, kutsal günler ve devr nazariyesi gibi konuların dile getirildiği kasideleri önemli bir yekûn tutar.

Hâşim Baba’nın, Niyazi-i Mısrî’nin Devriyye-i Arşiyye’sine zeyil olarak yazdığı Devriyye-i Ferşiyye’si de bu türün önemli eserlerinden biri sidir. Kaside ve makalelerinden bazıları müstakil olarak bazı kütüphanelerde bulunmaktadır.

[toggle title=“Kaynaklar load=”hide”]Kaynak ; Üsküdar Meşhurarı , Yayına hazırlayan Azmi Bilgin , Üsküdar Belediyesi Yayınları
[/toggle]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz