Recep Enis Dede

tarafından
94
Recep Enis Dede

 

edirne – muradiye camii

Asıl adı “Receb” olan Enis Dede, Edirne’de dünyaya gelmiştir. Babası, Derviş Halil Efendi adında, Gülşeni tarikatına mensup bir sipahidir. Enis Receb, çocukluk yıllarında İbrahim Efendi adında bir cilt ustasının yanında bir süre çıraklık yapmıştır. Sonraları öğrenime heves ederek İstanbul’a gelmiş, bir süre tahsil gördükten sonra tekrar Edirne’ye dönmüş ve burada meşhur Mevlevi şeyhi Edirneli şair Neşati Dede (ö. 1085/ 1674)’ye intisab etmiştir. Ondan çok şeyler öğrenmiştir. Sonraki yıllarda Enis Receb‘in ikinci defa İstanbul’a gelerek, Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Kari Ahmed Dede (ö. 1078/ 1667)’ye intisab etmiştir. Bir süre Kari Ahmed Dede’nin Mesnevi derslerini takip ettikten sonra, bulunduğu Yenikapı Mevlevihanesi’ne mesnevihan olmuştur. Şeyhi Ahmed Dede‘nin vefatı üzerine de Kasımpaşa Mevlevihanesi’ne şeyh olarak tayin edilmiştir (1085/ 1674). Bir süre bu görevde kalan Enis Receb Dede, 1085/ 1674 yılında Edirne Muradiye Mevlevihanesi şeyhi Neşati Dede’nin vefatından sonra bu dergahın şeyhliğine getirilen Seyyid Muhammed Arif Dede’nin de irtihali üzerine 1095/ 1683 tarihinde Mevlevihane şeyhliğine atanmıştır. Enis Receb Dede, altmış yıl gibi uzun bir süre bu dergahta şeyhlik yapmıştır.

Yaşadığı süre zarfında sayısız müridi olduğu gibi, bunlar arasında saltanat yıllarına göre IV. Mehmed (1648-1687), II. Süleyman (1687-1691), II. Ahmed (1691-1695), II. Mustafa (1695-1703), III. Ahmed (1703-1730) gibi beş Osmanlı padişahı ve Sadrazam Koca Ragıp Paşa (ö.1763) ile Şeyhülislam Çelebizade İsmail Asım Efendi (ö. 1760) gibi devlet büyükleri ve alimler de bulunmaktaydı. 1147/1734 senesi Receb ayında Edirne’de vefat eden Enis Receb Dede, aynı Mevlevihane’nin bahçesine defnedilmiştir.

Edirne üzerine yapmış olduğu çalışma ve araştırmalarıyla tanınan Ratip Kazancıgil, şairin kabri ile ilgili olarak şunları nakletmektedir: “Semahaneye bakan türbede Enis Receb Dede, Neşati Dede ve Hacı Eşref Dede gömülü idiler. Bu türbe de Trakya Genel Müfettişi General Kazım Dirik’in emriyle ortadan kaldırılmış, taşlan Muradiye kabristanına konmuştur. Bu yurtta imar adı altında yapılan tahribata çok güzel bir örnektir. Edirne’de nice ecdad yadigarı ve sanat eseri yapılar aynı zihniyetle hem de vakıflar idaresi tarafından yıktırılıp enkazı ya haraç mezat satılmış veya kaldırım olarak yollara döşenmiştir. Bunların arasında babalarımızın, dedelerimizin mezar taşlan da vardır. Kazancıgil’in bu düşüncelerine katılmamak mümkün değildir. Çünkü incelediğimiz kaynakların Edime’de defnedildiğini bildirdiği, üstelik yerini belirterek söylediği onlarca şair olmasına karşılık, yapmış olduğumuz araştırmalarda Neşati Dede’nin kabrinden başkasına rastlamadık. Öyle ki bunlar içerisinde devrinde ünü üç kıtaya yayılmış meşhur şairler de vardır. Uzun kaldırım’da yatan meşhur Vardarlı Hayali Bey bunu en güzel örneğidir. Bugün bu insanların mezarlarının kaybolmuş bulunması ile Edirne’nin neler kaybettiği acaba hiç düşünülmüş müdür? Bugün bizi ata, dede yadigarı bu kültür mirasından mahrum bırakılan gelecek nesiller herhalde hayırla hatırlamayacaktır.

İlginizi Çekebilir  İmam Cafer-i Sadık Makamı - İzmir

Şairin irtihal tarihi bazı kaynaklarda 1145/ 1732 olarak gösterilmektedir. Galatalı Hafız, şairin ölümü üzerine, “Kürsi-i Cennet’de Mevlana Enis ola celis” tarih mısrasını söylerken, şair Feyzi de şu tarih manzumesini kaleme almıştır:

Kutb-ı devran mürşid-i alem aziz ü muhterem
Geşti-i ma’nada bahr-i mesnevi içre reis
Güş idüb fevtin didiler Feyziya tarihini
Gülşen-i lahüta göçdi ah Mevlana Enis

Gülşeni şairlerden Nazir İbrahim Efendi ise Divan’ında onun 1146/ 1733 tarihinde vefat ettiğini kaydederek şu tarihi düşmüştür:

Semiy-yi şehr-i şehrullah Enis-i Mevlevi hayfa
Bu ca-yı pür-neşat içre vücüdın eyledi ifna

Nazıra hatıra geldi bi-tevfik-i Hüda tarih
Enfsü’l-‘aşıkfn-bada Enfs-i rüh-ı Mevlana 1146/ 1733

Enis Receb Dede, yaşadığı süre içinde, başta Mevlevi çevreleri olmak üzere herkesin sevgi ve saygısını kazanmıştır. Nitekim vefat ettiği zaman bütün Edirne halkının kendisi için ağladığını kaynaklar yazmaktadır. Kültürlü, iyi huylu, güzel ahlak sahibi bir süfi ve şair olan Enis Receb Dede, tezkire yazan Salim’in de belirttiği gibi salihler zümresinin yüz suyu, Mevlevilerin taze gülüydü. İlmi mükemmel, temiz yaratılışlı bir zattı. Şeyhliği yanında hatta ondan da fazla şairliği ile tanınmış olan Enis Receb Dede, duygulu olduğu kadar tasavvufi ve hakimane ne şiirler de söylemiştir. Kaside ve gazellerinde ilahi aşk, zevk ve şevki hakimdir. Şiirlerinde özellikle Fuzüli, Nefi, Fehim, Naili ve Vecdi’nin etkilerini görmek mümkündür. Bu manzümelerde dikkati çeken en önemli özellik, ifadelerin kudretli ve duyguların samimi olmasıdır.

İlginizi Çekebilir  Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a.)

Enis Receb Dede‘nin türbesi yıkılmış olup, gunumüze ulaşmamıştır. Türbenin varlığını kaynaklardan öğrenmekteyiz. Kaynaklara göre, Enis Receb Dede’nin türbesi Edirne Mevlevihanesi yanındaydı. Aynı zamanda semahaneye bakan türbede, Enis Receb Dede’den başka, Neşati Dede ve Hacı Eşref Dede de medfundur. Türbe, 1939 yılında Trakya Umumi Müfettişi General Kazım Dirik tarafından, bakımsızlıktan harabeye dönen, Muradiye İmareti ve Mevlevihanesi yıktırılırken, aynı emirle ortadan kaldırılmıştır. Türbenin taşları Muradiye Mezarlığına nakledilmiştir. Türbenin bulunduğu yerde, günümüze hiçbir kalıntı ulaşmamıştır.

Şadan oluruz şevk ile yarin siteminden
Nalan oluruz derd ile gayrın kereminden

Peymane-i çeşmiyle gören bade-i hüsnü
Geçdi feleğin gerdiş ile cam-ı Ceminden

Almam dil-i pür-suzuna bir lahza hayalin
Havf eylerim ol çeşm-i latifin eleminden

Bir kerre kulum dese efendim kereminden
Sultan-ı selatini geçer rütbe-i cahım

Sanmanız kim ab-rüy-ı hüsnü pinhan itdi hat
Ca-nişin-i Hızra anı sebze-i can etti hat

Tar-ı zülfiyle fütade dillere imdad için
Muydan bir halka-i çah-ı zenahdan etti hat

Yukarıdaki beyitlerden de çok iyi anlaşılacağı gibi Enis Receb Dede, şeyhlik derecesine kadar yükselmiş mutasavvıf bir şair olmakla birlikte, divan şiirimizin mazmun geleneğini başarıyla sürdürmüştür. Tabii olarak da bu mazmunların zaman zaman tasavvufi anlamlar yüklendiği görülür.

Tezkirelerde Enis Receb Dede ile ilgili olarak onun bazı kerametlerinden sık sık söz edilmektedir. Bilhassa Sultan III. Mustafa’nın gördüğü rüya ve daha sonra Enis Receb Dede‘yi bulması ilginçtir. Kaynaklarda anlatılan bu hadise şöyle cereyan eder: 1126/ 1714 yılında Sultan III. Mustafa, Mora’nın fethine hazırlanırken rüyasında kendisini ney çalarken görür, gider, Enis Receb Dede‘yi bulur ve kendisinden bu rüyasını tabir etmesini ister. Bu büyük zat zarifçe ve şairce bir cevapla, “Şahımız mansur olacaktır” der. Bilindiği gibi “şah” ve “mansur” ney çeşitlerinden olup, bu ifade aynı zamanda “Padişahımız zafer kazanacaktır” anlamını taşımaktadır.

İlginizi Çekebilir  Ethem Dede

Gülşeni şeyhlerinden şair Hasan Sezayi Efendi de Enis Receb Dede‘nin sohbetlerini hiç kaçırmazdı. Bir gece Şeyh Hasan Sezayi ile dostları bir mecliste sohbet ediyorlardı. Sezayi Efendi, kerametleri ile o meclise Enis Receb Dede‘nin de gelmekte olduğunu işaret buyurup Muhyiddin İbnü’l­ Arabi‘nin, “İzci cae’r-receb türa’l-aceb” yani “Receb ayı gelince acayip şeyler görülür” sözünü söyler. Orada bulunanlar bu söz üzerine birbirlerine bakışırlarken Enis Receb Dede içeri girer ve “Aferin İbni Arab sad aferin İbni Arab” diyerek yerine oturur. Mecliste bulunanlar her iki zatın üstün halleri ve kerametleri karşısında hayretler içinde kalıp onlara olan sevgileri artar. Fakat Hasan Sezayi’nin, “Enis’in matlabı daim Celaleddin-i Rumi’den/ Nigah-ı lutf ile bir dem sualin ya Resulallah” diyen Receb Dede ile dostlukları ve sohbetleri ömür boyu devam etmiştir.

Enis Receb Dede‘nin mürettep bir Divan’ı ve Hz. Mevlana’nın Bazı Gazelleri’nin Şerhi olmak üzere iki eseri vardır. Yaklaşık bin altı yüz beyti ihtiva eden Divan ‘ın birçok kütüphanede yazma nüshaları bulunmaktadır. Divan, Veli Dede Dergahı şeyhi şair Şuayb Şerafeddin Gülşeni Efendi tarafından toplanmış ve Edirne Valisi Hacı Ahmed İzzet Paşa tarafından 1308/ 1890 yılında Edirne’de bastırılmıştır. Ayrıca Adem Ceyhan ve Halil Güntan tarafından şairin Divan ‘ı üzerinde tenkidli metin çalışmaları da yapılmıştır.

Enis Receb Dede‘nin müridlerinden olan Munis Dede (ö. 1145/ 1741) gönül ehli ve derviş bir zattır. “Tarik-i Mevlevi’de mazhar-ı esrar-ı üns oldum/Enisim sırr-ı Mevlana’dır ey Munis bi-hamdillah” diyerek gönüllere taht kuran Munis Dede, herkes tarafından sevilen bir sufi şairdir.

Kaynak ; Osmanlının İkinci Başkenti Edirne’de Tasavvuf Kültürü , Dr. Selami Şimşek , Buhara Yayınları