Es Seyyid Hasan Feyzi Efendi

tarafından
12
Es Seyyid Hasan Feyzi Efendi

Malatya – Darende – Somuncu Baba Külliyesi Haziresi

1875 yılında Darende/Hacılar-Şeyhli Mahallesinde dünyaya gelen Hasan Feyzi Efendi peder-i alileri postnişin olan Ahmet Hilmi Efendi’nin iki oğlundan biridir. Diğer kardeşi Ömer Osman Hulusi Efendi 1912 yılında genç yaşında vefat etmiştir. Annesi Fatma Hanımdır. Şeyh Hamid-i Veli medresesinde tahsil gören Hasan Efendi, müftü ve müderris Hacı Mahmud Efendi’den icazet almıştır. Mustafa Efendi’nin vefatından sonra cami mütevellilerince Şeyh Hamid-i Veli Camii imam hatipliğine getirildiğinden çevrede ‘Hatip Efendi’ diye anılır.

Es-Seyyid Hasan Feyzi Efendi, Taceddin-i Veli soyundan Fatma hanımla evlenir. Bu evlilikten Hasan Feyzi Efendi’nin üç erkek ve bir kız çocuğu dünyaya gelir. Ahmet Nuri Efendi, Bedreddin Efendi, Osman Hulusi Efendi ve Kerime Sakine Hanım’dır.

Seyyid olmaları münasebetiyle sadatın adeti üzerine yeşil sarık saran ve zamanın şartlarına göre giyinen Hatip Efendi, celal meşrep, asabi mizaçlı biridir. Uzun boylu, gür sesli ve gayet ciddi bir kişiliğe sahiptir. Dik omuzlu, uzun sakallı heybetli bir görünüşüyle azametli bir duruşu vardır. Adeta baktığı kişiyi yakarcasına gözlerinden ateş saçılır. Görenlerde çok saygı uyandırır. Çok edip bir insandır. İhramcızade’nin yanında, kim ne derse desin, o kadar sinirli olmasına rağmen hiçbir şey söylemez, konuşmaz. Sevdiği kişilere karşı ise yumuşak konuşur. Elinde kızılcıktan bir değneği vardır.

İlginizi Çekebilir  Hacı Esad Işık Efendi

Anlatılır ki, bir gün Hatip Hasan Efendi’nin mahdumları Ahmet Efendi ve Osman Hulusi Efendi bahçede semaver kurmuşlar, sohbet ederlerken, “Hatip Hasan Efendi çocukların çalışmıyor, boş vakit geçiriyorlar”, diye gevezelik eden birine celallenir. Hatip Hasan Efendi çocuklarının yanına yaklaşarak elindeki değneği üzerlerine atar. Değnek porselen demliğe değer ve demlikteki çay bütünüyle semaverin içine dökülür. Elindeki değnekle bir Ahmet Efendiye bir Hulusi Efendiye vururlar. İkisi de ellerini yanlarına bırakıp dururlar, hiç karşılık vermezler. Elindeki kızılcık değneği kırılmaz, çocuklarını epey döver. Bu sırada bir başkası, “yeter!”, diyerek müdahale edince, çocuklarını dövmeyi bırakır. Sakinleşen Hatip Hasan Efendi, “Gül yüzüne bakmaya kıyamadığım evlatlarımı istemez, hasid kimseler bize dövdürtmeye çalışıyorlar”, der. Bu hadiseyi duyan Sivaslı İhramcızade İsmail Hakkı Hazretleri, “Hatip Efendi! Çay yere döküldü mü bari?”, diye sorduklarında, “Hayır efendim. Dökülmedi efendim”, demişlerdir.

Çocuklarının dini terbiye ve hüsn-ü ahlak üzere yetişmelerini arzu eden Hatip Efendi onlara ilk önce Kur’an-ı Kerim’i öğretir. Büyük oğlu Ahmet Nuri Efendi’nin bir müddet Kangal’ın Kalkım köyünde imamlık yaptığı bilinmektedir. Bedreddin Efendi dört yaşında vefat ettiğinden hayattaki diğer oğlu Osman Hulusi Efendi’nin yetişmesine daha çok gayret gösterir. Daha yedi yaşında iken Kur’an-ı Kerim’i öğretip hatmetmelerini sağlar. Hatip Hasan Efendi, “Allah (c.c)’ye vasıl olabilmek için mutlaka bir rehbere ihtiyaç vardır”, diye düşünür. Bana bir rehber lazım diyerek bir boy abdesti alır ve cuma namazını kıldırdıktan sonra, odasına perde çekip itikafa girer. Bir hafta itikafta kalır. Perşembe gününe tekabül eden yedinci gün rüya aleminde görür ki, “kendileri bir yerde bulunuyorlar, binlerce insan bir adama sarılıyor. O sarıldıkları adamın boyu semavatı geçmiş. Hatip Hasan Efendi de bu adama sarılıyor.” Bu rüyayı gördükten sonra cumaya kadar itikafta kalır. Cuma günü boy abdesti alıp cuma namazını kıldırır.

İlginizi Çekebilir  Kartal Baba

Hatip Hasan Efendi bu rüyayı gördüğü gün Sivaslı İhramcızade İsmail Hakkı Efendi de Kangal’da ‘Süt Kardeşler’ denilen şahısların evinde misafir bulunmaktadır. İhramcızade de rüyasında Hatip Hasan Efendi’nin kendilerine sarıldığını ve Hatip Hasan Efendi’yi teslim aldıklarını görür. Gönlünden der ki, “Bunlar Sadat-ı kiramdandır, terbiyelerine kadir olabilir miyiz, olamaz mıyız”. Rüyanın görüldüğü perşembe’den sonra pazar günü Hatip Hasan Efendi Osman Hulusi Efendiyi de yanına alarak, çay şeker gibi ihtiyaçlar için çarşıya giderler. Çarşıda Hatip Hasan Efendi’ye, “Size bir şeyh gitti”, derler. Bunun üzerine onlar da eve dönerler. Bu sırada Darende’ye teşrif eden İsmail Hakkı Efendi ve yanındakiler, Hatip Hasan Efendi’nin evine uğrarlar. Caminin anahtarını alıp camiye giderler. Caminin peykesine oturup semaveri kurarlar. Hatip Hasan Efendi, çarşıdan hemen dönüp camiye geldiğinde bakar ki, rüyasında gördüğü boyu semavata ulaşan zat-ı muhterem oradadır. İçeri girer ve daha ayakta iken, Pir Efendi, “Hatip Efendi, gördüğün rüyayı sen mi önce söylersin, biz mi söyleyelim”, der. Hatip Hasan Efendi, “Estağfurullah efendim!”, diyerek eline kapanır, öper. İhramcızade bundan sonra Hatip Hasan Efendi’ye dersini tarif ederler.

İlginizi Çekebilir  Çeki Baba Türbesi

1945 yılına kadar Somuncu Baba Camii imam-hatipliğini devam ettiren es-Seyyid Hatip Hasan Feyzi Efendi Darende’deki tifo salgınına yakalanarak 1945 yılında ahirete irtihal eder. Şeyh Hamid-i Veli Camii haziresindeki ahfad mezarlığının pencere tarafındaki koridorun ikinci sırasında, es-Seyyid Osman Hulusi Efendi’nin başucundaki 15 nolu makberde medfundur.

Kaynak ; Malatya Evliyaları , Abdülhalim Durma