Ayni Ali Türbesi

tarafından
2304
Ayni Ali Türbesi

Manisa – Merkez’de Kumlu dere caddesi üzerindeki kabristanda

Kumludere Caddesi üzerindeki türbeden ismini almış olan bu mahalle (Eyne Ali) ve mekanın 15. yüzyılda yaşamış büyük mutasavvıf Aynı Ali Baba’yla irtibatlı olduğunu öğreniriz. Anlatılır ki, 19. yüzyılda yine aynı bölgede türbenin karşısında bulunan ulu çitlembik ağacı altındaki kahvehanede Ahmet Raci adındaki tek müridi ile meclup paltosu ve şapkasına aynalar takarak dolaşan, bu çitlembik altında paltosundan çıkardığı neyin sesi ile derinden ezgilerle etrafındakilere hoş zamanlar ve hikayeler anlatarak geçiren zatın rahmete kavuşmadan bir gün önce müridine, “bu alemden göçeceğiz ama bizim adımız devam edecektir”, sözü ile ertesi günü hakkın rahmetine kavuşur.

Diğer taraftan Filibeli Ahmet Hilmi’nin ‘A’mak-ı Hayal’ adlı eserinin temel kahramanı olan Aynalı Dede’nin burada yattığı rivayet edilir. Aynı Ali Dergahı olarak bilinen mekan dededen toruna geçerek zamanla gönül sohbetleri yapılan bir yer haline gelir. Aynı isimle anılan caminin 50m. kadar kuzeyinde yer alan parkın ortasında bulunan türbe, vaktiyle bir mezarlığın merkezinde idi

İlginizi Çekebilir  Şeyh Sinan Türbesi

17 . Manisa Belediyesinin 1996’daki çalışmaları sonucunda bu mezarlık kaldırılır, yerine park düzenlemesi yapılır. Ayn-ı Ali’nin Fatih ve II. Bayezid dönemlerinde yaşamış bir Bektaşi şeyhi olduğu, zaviyesine birçok arazi ve emlakin vakfedilmiş olduğu nakledilir. Türbenin yapı üslubundan Osmanlı döneminde XVI-XVII. yüzyılda inşa edildiği ileri sürülür. Düzgün kesme taştan yapılmış olan türbenin önünde çatılı, yuvarlak kemerli küçük bir giriş vardır. Sandukanın bulunduğu bölüm sekizgen planlı olup üzeri kubbe ile örtülüdür. Giriş dışında üç kenarda dikdörtgen söveli, yuvarlak kemerler içerisine alınmış pencereler bulunmaktadır. Bunların üzerine de birer küçük alçı pencere yerleştirilmiştir. Bektaşilerin, 1826’dan beri Manisa’da tekkeleri yoktur. Ama burada eskiden önemli olduklarını ve Ayn-ı Ali ile Niyazi Baba’nın türbelerinin kendi tarikatlarına ait bulunduğunu ileri sürmektedirler. Evliya Çelebi’nin döneminde burasının medrese olduğu görülüyor. “Aynı Ali Medresesi evvelce Bektaşi Tekkesi idi. Şimdi hariç medresedir ama inşallah yine tekkesi olur.”
.