Bursa – İznik’de Eşrefoğlu rumi camii haziresinde

Sultan II. Murat döneminin tanınmış alimlerinden biridir. Molla Yegan’da ders görmüş ve onun halkasında bütün ilim dallarında maharet kazanmıştır. Sultan II. Murat kendisini bazı medreselerin müderrisliğiyle görevlendirildikten sonra İznik Medresesi’nin müderrisliğine getirmiş ve yüz otuz dirhem yevmiye tayin edilmiştir. Yiğit , heybetli , cesur yürekli ve fazilet sahibi bir zat idi.

Oğlu Molla Muhyiddin Muhammed şöyle bir olay anlatmıştır; ” Molla Yegan hac farizası için Hicaz’a giderken İznik Medresesi’ne uğramıştı. Babam kendisini büyük saygıyla karşıladı ve şehrin en güzel evinde ağırlayarak izzet ü ikram da bulundu. O sıralarda ben küçük bir çocuktum. Babam kendisine banyoyu gösterdi ve Molla Yegan banyodan çıkınca babam ayaklarını su ile yıkayarak öptü. Molla Yegan da bunun üzerine şöyle dua etti ; Allah her işini mübarek etsin Molla Taceddin!…. Molla Yegan’ın sesi hala kulaklarımda çınlar.
Mevlana Taceddin İbrahim , Sultan II. Mehmet’in saltanatının ilk yıllarında İznik beldesinde Hak’kın rahmetine kavuştu.

Bir gün, dergahına bir delikanlı girip diz çöktü mübareğin önünde.
-Hocam, nasihat almaya geldim.
Büyük velî sevgiyle baktı gence:
-Evladım, âzâlarını günah işlemekten koru. Ne için yaratılmışlarsa o yolda kullan sadece.
-İnşallah hocam. Dua edin, başarayım.
-Kalbini de dünyaya bağlama sakın.
-Dünyadan maksat nedir hocam?
-Dünya, haram ve günahlardır oğlum. Allahü tealanın beğenmediği şeyler yani. “NAMAZLARINI KILIYOR MUSUN?”
Sonra sordu gence:
-Namazlarını kılıyor musun oğlum?
-Beş vakit kılamıyorum hocam.
Acı acı gülümseyip sordu gence:
-Sen hiç temelsiz bina gördün mü?
-Hayır hocam, görmedim.
-Niye görmedin?
-Temelsiz bina olmaz ki hocam.
-Doğru dersin. Temelsiz bina olmaz. İşte “İslam” binasının temeli de “Namaz”dır evladım. Namaz yoksa, İslamiyet de yoktur, anladın mı?
-Anladım hocam.
***
Mevlânâ Tâceddîn hazretleri bir gün yakınlarını çağırıp vasiyyetini bildirdi:
-Beni falan yere defnediniz!
Çocukları “Peki” dedilerse de, kabir yeri için başka yer düşünüyorlardı. Sordular:
-Babacığım, biz falan caminin avlusunu düşünüyorduk. Ne dersiniz?

“GÜCÜNÜZ YETERSE!..”
Cevap iki kelimeydi:
-Gücünüz yeterse!..
Biraz sonra ağırlaştı ve vefat etti. Son sözü “Namaz” olmuştu. Cenaze hizmetini görüp tabuta koydular. Düşündükleri caminin avlusuna götürmeyi denediler önce. Ama ne mümkün! Tabut havada bir ağırlaştı ki, bir milim götüremediler. Kendi istediği yere doğru çevirdiler, kuş gibi hafifledi. Mecburen o yere defnettiler mübareği…


Kaynak ;
Taşköprülüzade İsamuddin Ebu’l Hayr Ahmed Efendi , Eş-Şakaiku Numaniyye Ulema Devleti Osmaniyye , İz yayınları , 2007

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz