Yatağan köyü, ilçeye 17 km. uzaklıktadır. Akhisar ilçesinin kuzey-batı doğrultusunda bulunan Yatağan Sırtları üzerinde yer alır. Yatağan’da Dedecik, Kalburcu, Martla, Yâren Baba, Kırklar, Yediler, Hayran Mahmud ve daha ismi sayılmamış çok sayıda türbe bulunmaktadır.

Yâren Baba’nın kabri, köyün ve yörenin en yüksek tepesindedir. Burada bir kaleye ait kalıntılar bulunmaktadır. Buraya “Kırklar Tepesi” adı da verilir. Yâren Baba’nın, Seyyid Mahmud Hayrani Hazretleri’nin babası olduğu rivayet edilir. Bu zatın türbesi 1962 yılında köylüler tarafından yeniden yapılmış olup ziyarete açıktır.

Diğer adının Hayre Mahmut Sultan olduğu bilinen Mahmut Baba Akhisar’ın fethinde rol oynamış Bektaşi tarikatı şeyhlerindendir. Bizans Döneminde “Karapavli” denilen köyün Akhisar’ın fethinden sonra kendisine verilmesiyle bu köye, Mahmut Baba’nın adından dolayı “Yatağan”denir. Türbesi de Yatağan köyündedir.

Yatağan, Oğuz Türklerinin Üçok boyu tarafından kurulmuştur. Anadolu’nun İslamlaştırılması ve Türkleştirilmesi ülküsü ile yola çıkanlar, Anadolu’nun değişik köşelerine birer birer yerleşmeye başlarlar. Bu isimlerden biri olan Yatağan Mahmud Sultan da “Karapavli” denilen bu bölgeye yerleşir.

Anlatılır ki, Yatağan Mahmud Sultan, yaklaşık olarak 1285–1375 yılları arasında yaşamıştır. Saruhan Beyliği’nin 1313 senesinde yaptığı bir savaşta Manisa’nın savunmasında ve ordunun maneviyatının yükseltilmesinde çok büyük rol oynayan Mahmud Sultan ve onun manevi terbiyesinde yetişen dervişleri, Saruhan Bey’in dikkatini çekerler. Kendisine hediye olarak da “Karapavli Köyü” arazisi verilir. Saruhan Bey bir de buyruk çıkarır ve, “Biz ki Alpagu Oğlu Saruhan Bey’iz. Mülkümüz içinde bulunan Karapavli nâm küffâr karyeyi evliyâullahtan ve tarîkat-ı âliye şeyhlerinden Yatağanlı Mahmud Sultan’a Akhisar’a kadar olan bütün arazi ve zeytinlikleri temlik ve vakfeyledik. Bundan gayri küffâr ismi Karapavli’yi de “Yatağan Mahmud Karyesi” diye tebdîl eyledik. Mahmud Sultan bundan akdem devlet-i âliyyemizin devamı için duada kusur etmeye…”. Saruhan Bey ayrıca kızı Leylihan Sultan’ı da Yatağan Mahmud Sultan’a eş olarak verir.

Bu geniş ve verimli arazi yaklaşık 1519 yılına kadar Yatağan Mahmud Sultan ve onun soyundan gelenler tarafından kullanılır. 19.yüzyılın başlarında Karaosmanoğulları tarafından bu arazi ve zeytinlikler yağmalanır ve arazi kısmen köy tasarrufundan çıkar.
1371 tarihli Revak Sultan vakfiyesi şahitleri arasında yer alan Şeyh Osman-ı Rumi oğlu Mahmud Dede’nin Yatağan Mahmud Sultan olduğu ileri sürülür 1826 yılında Yeniçeri Ocağıyla birlikte kapatılan Bektaşî tarikatına ait mal ve araziler de müsadere edilirken Yatağan köyünde bulunan ve Yatağan Baba Zaviyesi olarak anılan dergâhın tarla ve bağlarının olduğu kayıtlıdır. Muhtemelen bu zaviyenin etrafına gömülen şeyh ve dervişler yatır olarak kabul edilmiş ve böylece köy çok sayıda yatır barındıran bir kült merkezi haline gelmiştir. Köydeki yatırların Hz. Ali’nin torunları, yani Ehli Beyt’ten olduğuna inanılır

Menkıbevî olarak Yâren Baba’nın nefes evladı olarak kabul edilmektedir. Köy içerisindeki türbede Leylihan Sultan ile yan yana yatmaktadır. Mezar taşında herhangi bir yazı yoktur. Leylihan Sultan’ın (yörede Leyla Ana olarak anılır), Hayran Mahmut’un annesi mi hanımı mı olduğu hakkında kesin bir bilgi de yoktur. Ancak köylüler, annesi olduğuna inanmaktadır. Türbedeki mezar taşında Leylihan Mehpare Sultan kaydı vardır. Köylüler Leylihan Sultan’ın da keramet sahibi olduğuna ve yılanlardan urgan yaparak odun, çırpı taşıdığına inanmaktadırlar. Ne zaman yapıldığı bilinmeyen türbe, 1799’da tamirden geçirilir. Bu esnada buraya bir oda daha ilave edilmiş ve Yatağan kolunun başı Mehmet Ağa buraya gömülmüştür. Hayran Mahmut hakkında anlatılan menkıbeler şöyledir:
“Hacı Bektaş Velî zamanıymış. Tabiî erenler birbirlerine her zaman seyrangâha, gezmeye giderler. Hayran Mahmut da aslana binmiş, yılanı kamçı etmiş, Hacı Bektaş Velî’ye ziyarete gitmiş. O mübarek . de ‘At Kayası’ dediğimiz taşa biniyor, kaç yüz ton bilmiyorum. 4,5-5 metre var, 180 cm. eni var, koltuk gibi taşın oturma yeri var. Ona biniyor, bir rüzgâr, bir fırtına bizim Hayran Mahmut’la bir mevkide karşılaşıyorlar. Birbirlerine sarılıyorlar. Hacı Bektaş Velî ‘Ya Mahmut, sana hayranım.’ diyor. [Sonra da Hacı Bektaş Velî] ‘Canlıya binmek marifet değil, asıl böyle cansızı yürütmek marifet.’ diyor. Böylece ‘Hayran’ ismini Hacı Bektaş vermiş oluyor.”

Yukarıdaki menkıbenin Velayetname’de geçen Hacı Bektaş ile Seyyid Mahmud Hayrani karşılaşmasına benzerliği çok açıktır. Bilindiği gibi Mahmud Hayrani Akşehir’de türbesi olan başka bir erendir; dolayısıyla Yatağan köyüyle ilgisi yoktur. İsim benzerliği sebebiyle Menâkıbnâme’de geçen bu menkıbenin, Yatağan Mahmut Sultan’a uyarlanmış olduğu ileri sürülür.

Kalburca Dede’nin kabri, Yatağan Sünnetçiler yolunun solunda Martla ile aynı hizadadır. Yatırın bulunduğu alanda bir çeşme vardır ve ağaçlar sıkçadır. Burada yatan Kalburca Dede’nin kim olduğu hakkında bilgi yoktur. Bilinen menkıbesinin iki farklı şekli anlatılır. “Erenler birbirinin yanına giderken kerametini göstermek için bir şey götürürmüş. Bu Dede de kalburla su götürmüş. Diğer anlatımdaysa, “Kalburca Dede’nin eşi hastaymış, eşine su götürmek için kap bulamamış. Suyu kalburla almış ve eşine öylece götürmüş. Su hiç dökülmemiş.”

Lokmacı Dede, köyde eski mezarlığın içerisindeki binada gömülüdür. Yatağan Mahmut soyundan olduğu söylenmektedir. “Lokmayı pişirirken, lokmayı çatalla veya demirle alacağına eliyle alırmış”, denilir.

Martla (Mert Dede), Yatağan’ı Sünnetçiler ve Akhisar’a bağlayan yol üzerindedir. Yatağan’a bir km.’den az mesafededir. Yatırın olduğu tepe çam ağaçlarıyla doludur. Konumu ve bulunduğu yerin ağaçlık olması dolayısıyla en çok ziyaret edilen yatırlardandır. Hıdırellez genellikle burada kutlanır. İki kabir bulunmaktadır. Biri Mert Dede’ye, diğerinin ise eşine ait olduğuna inanılmaktadır. Bu yatırın etrafındaki ağaçları korumasıyla ilgili çeşitli anlatılar mevcuttur.

Kırklar, Yâren tepesindedir. Yâren Dede’nin kabri dışında, taşlarla çevrili olan ve erenlerin toplandığına inanılan bir yerdir. Kırklar meclisinin burada toplandığına inanılmaktadır. Erenler yanlarına gelen misafirleriyle yahut ibadet edecekleri zaman orada toplanmaktadırlar. Taşlarla çevrili bu mekânın giriş ve çıkış için ayrı kapıları vardır. Bu yerin dışında, kadın erenlerin toplandığı ayrı bir bölme daha bulunmaktadır. Kadın ve erkek erenlerin ayrı oturduğuna inanılır. Kırklar toplantısında insanların nasıl hareket edeceği, nasıl ibadet edeceği karara bağlanır. Hz. Muhammed (s.a.v) ve torunları anılır. Onlar için kimi ağlar, kimi ibadet eder, kimi saygı gösterir. Semah dönerler.

Dedecik, Yatağan’dan Sünnetçiler’e giden yol üzerinde bir çamlık içerisindedir. Martla’dan aşağı yukarı 500 m. mesafede Sünnetçiler yönündedir. Burada yatanın kimliği hakkında hiçbir bilgi yoktur. Köyden çok sayıda kişi buraya adak adamaktadır. Yatırın bulunduğu yerde, yapılan hayırları pişirmek için, içinde ocak bulunan bir dam vardır.

Kızlar Yâreni ismiyle anılan yatır, Yatağan’dan Sünnetçiler’e giderken yolun solunda bulunan bir çamlık içinde olup Sünnetçiler köyüne bir km. mesafededir.

Zincirli Dede, Yatağan köyünün girişinde bulunan bir evin yanındadır. Burasının bir velînin nazargâhı olduğuna inanılır ve bir yatır olarak kabul görür. Anlatılır ki, “Köyün içindeki bir evin orada bir evliya nazargâhı varmış. Ev yanmaya başlıyor. Ev yanarken bir kuş uçmuş yangın içerisinden. Kanatları zincir, kuyruğu zincir. Yangının içinden çıkıp bir tarafa konmuş. Her tarafını bir zincir olarak görmüşler, yangını söndürmeye gidenler. Kuşun konduğu yeri [nazargâhı] bir mezar gibi çevirmişler. Zincirli Dede ismi buradan gelir.”

Ciğerci Dede, Yatağan Sünnetçiler yolu üzerindeki ağaçlık bir tepededir.
Abbas Dede, Yatağan köyüne en uzak mesafedeki yatırdır. Tepelik ve ağaçlık bir bölgededir. Yediler, Yâren Baba’ya çıkarken ayrı bir mevkidedir. Taşla çevrili yedi mezara verilen isimdir. Köyde ayrıca Yemişli Dede, Sulu Dede, Garip Dede, ve Sünnetçiler yolu üzerinde Kayıp Dede yatırları bulunmaktadır.

Kaynaklar ; Manisa Evliyaları , Abdulhalim Durma

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz