Adıyaman – Merkeze 7 km mesafe de Zey (Indere) köyünde.

Şeyh Abdurrahman Erzincani türbesi şehir merkezine yedi km. mesafede eski ismi Zey olan İndere köyündedir. Ömer Kırmızı’nın çalışmalarından, Zey Köyünün 1500’lü yıllarda isminin zeg veya zek olarak anıldığını, 1540’larda hızlı bir artışla üç mahallesi olan büyük bir yerleşim birimi haline gelmiş olduğunu öğreniriz. Köydeki bu nüfus artışı iktisadi ve sosyal açıdan büyük avantaj sağlar. Şüphesiz, Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretlerinin türbesi köyün nüfus bakımından gelişmesinde önemli bir rol oynar. Bu zaviyenin yer aldığı ‘Hizmet’ isimli mahallenin çevresi hızla gelişir ve ‘Kızılca mahallesi’ ile ‘Orta mahalle’ isimli iki mahalle daha oluşur. Bu mahallelerin oluşmasında dışarıdan gelen göç dalgası etkili olmuştur. Hizmet mahallesinde ise genellikle vakfa hizmet edenlerin bulunduğu görülür. Bu dönemde Zey köyü 460 haneye ulaşmıştır. Bunlardan 206 haneyi Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretlerinin evladından olanlar teşkil etmektedir.

Türbe binası iki oda, bir mescit, ocak şeklinde bir yemek pişirme yeri, bir zahirelik, arka tarafta bir eyvan ve bankların bulunduğu dinlenme yerinden oluşmaktadır. Türbenin içinde Şeyh Abdurrahman Erzincani ile beraber aile bireylerine ait toplam dört sanduka bulunmaktadır. Bu sandukalar yeşil örtülerle kaplı olup, başlarında iki Türk bayrağı yer alır. Sandukaların önünde demir parmaklıklar vardır. Şeyh Abdurrahman Erzincani ile ilgili farklı rivayetler vardır. Bazı rivayetlere göre, Erzincani, aslen Kuzey Irak’ta bulunan Erzin adlı yerden olup, sonraki zamanlarda gelip Adıyaman’a yerleşmiştir. Bazı rivayetlere göre ise, aslen Erzincanlı olup, Adıyaman’a gelerek Zey köyüne yerleşmiştir. Şeyh Abdurrahman Erzincani’nin doğum tarihi tam olarak bilinmemekle beraber IV. Murat zamanında yaşadığı rivayet edilir.

Şeyh Abdurrahman Erzincani’nin Muhammed adlı oğlu da Adıyaman’ın Tut ilçesinde medfundur. Erzincani’nin oğlu Muhammed’in Tut ilçesinde gömülü olmasının sebebi şöyle anlatılmaktadır. Şeyh Abdurrahman Erzincani, bulunduğu köyün camisini yaptırmıştır. Cami bitince köylü kıblenin yanlış olduğunu Erzincani’ye değil de oğlu Muhammed’e söyler. Oğlu da gelip bunu Erzincani’ye anlatır. Erzincani kıblenin yanlış olmadığını söylese de oğlu kıblenin yanlış olduğunda ısrar eder. Bunun üzerine Erzincani oğluna, “Gel sağ omzumdan bak bakalım kıble doğru mu yanlış mı?” der. Oğlu babasının sağ omzundan bakınca karşısında Kâbe’yi bulur ve çok utanır. Suç işlediğini, hatalı olduğunu düşünen Erzincani’nin oğlu bulunduğu yeri terk edip, Tut ilçesine yerleşir ve kalan ömrünü orda geçirir.

Anlatıldığına göre, Sultan IV. Murat, Bağdat’ın fethi için İstanbul’dan Bağdat’a giderken ordusuyla Adıyaman’ın Zey Köyü’nde konaklar. Konaklama sırasında, Sultan IV. Murat ve ordusunun iaşesini (bir geyik keserek) Şeyh Abdurrahman Erzincani karşılar. Erzincani’nin malî durumunu merak eden sultan, bir askerinden gizlice mutfağı ve ambarı tetkik ederek kendisine bilgi vermesini ister. Asker yaptığı tetkik neticesinde sultana ambarda pek az saman ve arpa bulunduğunu, bütün hayvanların bu az miktardaki arpa ve samanla doyurulduğunu, mutfakta ise küçük bir tencerede yemek pişirildiğini ve bütün bir ordunun iaşesinin bu yemekle karşılandığını bildirir. Bunun üzerine meraklanan sultan durumu bizzat kendisi gözden geçirmek ister ve sonuçta askerin doğru söylediğini anlar. Şeyh Abdurrahman Erzincani’nin keramet sahibi olduğunu düşünen Sultan IV. Murat, kendisi için dua etmesini ister. Sultan IV. Murat Bağdat’ı fethettikten sonra dönüşte Şeyh Abdurrahman Erzincani’yi ziyaret etmek için Zey Köyü’ne uğrar. Ancak Erzincani’nin vefat ettiğini öğrenir. Bunun üzerine çok üzülen sultan hem onun hem de onun işaret ettiği Ebu-Zer Gıfari’nin türbesini yaptırır. Bağdat’ın 1638 yılında fethedildiği göz önünde bulundurularak, Şeyh Abdurrahman Erzincani’nin bu tarihte vefat ettiği kabul edilmektedir.

Şeyh Abdurrahman Erzincani türbesi, halk tarafından en çok ziyaret edilen türbelerin başında gelmektedir. Genelde sinirsel hastalığa yakalanan, halk arasında kendisine cinlerin müptela olduğuna inanılan kişiler, sara hastası olanlar ve felçliler şifa için üç cuma üst üste bu türbeye getirilir, geceyi burada geçirmeleri sağlanır. Zincirli olarak gelen akıl hastalarını buradaki dut ağacına bağlarlar. Ancak müze yapımı yüzünden ağacı kesmek zorunda kalmışlar. Yine bu türbeye her türlü dileğinin gerçekleşmesini isteyen kişiler tarafından üç cuma üst üste gelinir. Türbe cumartesi ve pazar günleri de halktan kalabalık gruplar tarafından ziyaret edilir. Hayırsever vatandaşlar, misafirler için 100 adet yatak temin etmiştir. Dilekleri kabul olan kişiler de buraya gelip yemek yapıp dağıtırlar.

Diğer taraftan, Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin, Safiyüddin Erdebeli’nin (ö.1335) müridi ve halifesi olduğu kaynaklarda ifade edilmektedir. Ayrıca Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin, Somuncu Baba ismiyle bilinen Şeyh Hamid (1331-1412) ile tanışıklığı ve onunla sıhriyyet kurmuş olması da kuvvetle muhtemeldir.

Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin kabri hakkında birçok rivayetler bulunmaktadır. Ancak en sağlam rivayet Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin kabrinin Zey Köyü’nde olduğu yönündedir. Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin Adıyaman, Behisni ve Malatya Darende’de mezarının vakıfları bulunmaktadır. Ancak bu kazalardaki vakıflardan söz edilirken Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin evlatlarından bilhassa Abdulgafur’dan sıkça bahsedilmektedir. Bu da Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin evlatlarının, bu kaza ve nahiyelere yayılmış olabileceklerini göstermektedir.

Hamza Gündoğdu’nun çalışması kaynak gösterilerek, Zey’de bulunan Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin zaviyesinin Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin evlatlarından olan Saru Şeyh tarafından inşa edilmiş olduğu ileri sürülür. Bu zaviyenin Zey köyünde bulunması buranın sosyal, kültürel ve ekonomik yönden oldukça gelişmesine vesile olmuştur. Hatta zaviyeyi inşa ettiren Saru Şeyh, burada bir medresenin yapılmasına öncülük eder. Medresenin giderleri de Alaüddevle Bey’in evlatlarından olduğu tahmin edilen Cafer Bey tarafından karşılanır. Cafer Bey medresede öğrenim gören öğrenciler ile müderrislerin iaşelerinin temini için Samsat’a bağlı Karküne Köyü’nün (bugün Kahta’ya bağlı Narsırtı köyü) tamam malikanesini Malatya Alaybeyi Mehmet’ten satın alarak medreseye vakfeder. Ayrıca zaviyenin gelirlerini artırmak için boş olan mezraların hem ihyası hem de vakfa gelir getirmesi için Kilise Büki, Kuruçay ve Ankoz mezralarının gelirlerinin bir kısmı vakfa intikal ettirilir. Vakfiyeti de Anadolu kazaskeri Abdulkadir Çelebi Efendi ve ehl-i vukuf Müslümanların şahadetleriyle tasdik edilir.

1813 tarihli bir fermanda Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin türbedarından bahsedilmesi, Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin Zey Köyü’nde medfun olduğunu göstermektedir. Bunu teyit eden vakıf defterinde ise buradaki hissenin Şeyh Abdurrahman Erzincani Hazretleri’nin mezarına ait olduğunu göstermektedir.

Kaynaklar ; Evliyalar Şehri Adıyaman , Abdulhalim Durma ( Allah ondan razı olsun) ,2011

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz