Karacaahmet Sultan – Afyon

tarafından
7
Karacaahmet Sultan – Afyon

Afyon – İhsaniye – Karacaahmet

Karacaahmet beldesindeki cami, imar planı içinde, mezarlığın 260 m. kuzeydoğusunda yer almaktadır. Yapı, camii ve tekke olmak üzere iki kısımdan oluşur. Cami güney, tekke kuzey yönündedir. Dış duvarları kesme taş kaplı, duvar köşelerindeki taşlar diş biçiminde dizilmiştir. Her iki tarafta da iç mekanı tek kubbe ile örtülüdür. Tekkeye giriş kuzeyden, camiye giriş batıdadır. Minaresi güney batıdadır. Tekke içinde 31 adet yatır vardır.
Caminin üç merdivenli, dört devşirme sütundan oluşan üç kubbeli revaklı bir girişi vardır. Giriş kapısı batıda yassı kemerli, ahşap iki kanatlıdır. Kapı üzerindeki dört satırlık eski ve yeni yazı ile yazılmış olan kitabe şöyledir.

Karacaahmet Sultan aleyhi rahmeturrahman efendi hazretlerinin.
1- Türbe-i zevil garyeleri ve ittisaline iş bu camii şerif baiş.
2- Güfranı cenabı hak celle ve alâin inayeti ve ol sahibi kerametin ruhaniyeti ve mahzi.
3- Eshab-ı hayrun ianet ve ced ve gayret ile tevsian ve müceddiden inşaası hüsnü hitam bulmuştur. 1324 (1908M.)

İç mekanı tek kubbe ile örtülüdür. Kubbeye geçiş köşelerdeki tromplarla olur. Tromp aralarında sağır kemerler vardır. Mihrabın üst kısmı üçgen alınlıklı, kademeli sivri kemerli, iki yanı dönen sütuncelidir. Minberi güneybatıda küfeki taşından yapılmıştır. Yağlı boya ile (gri üzerine siyah kırmızı çizgilerle boyanmış) boyanarak taş şekli verilmiştir. İç mekanın kuzey duvarında merdivenle çıkılan, balkon şeklinde iki yanı konsollara dayalı müezzin mahfili vardır. Kubbe, ortada iç içe yıldız ve kollarından oluşan üçgenler içinde gri, siyah,kırmızı renkler kalem işi çiçek motifleri ile süslüdür.

İlginizi Çekebilir  Nur Mehmet Efendi - Ak sakallı Dede

Köşelerde trompların oluşturduğu dört küçük kubbeler, son zemin üzerine kırmızı, yeşil, sarı renklerden oluşan yıldız motiflidir. İç mekan doğuda 3, batıda 2, güneyde 1 olmak üzere 6 adet yuvarlak kemerli, dikdörtgen pencere ile aydınlanır. Ayrıca sağır kemerlerin bulunduğu kısımlarda her duvarda bir adet olmak üzere dört adet küçük ve yuvarlak pencere bulunur. İç duvarlar taş şekli verilmiş yağlı boya ile boyanmıştır.

Trop kemerleri değişik renklerde boyanmıştır. Minaresi güney batıdadır. Dikdörtgen prizma kürsü üzerine, düzgün kesme taşlardan yapılmıştır. Şerefe altı profilli, sivri külahı çinko kaplamadır. Camiin kuzey batısında etrafı parmaklıkla çevrili, yerden yarım metre yükseklikte ‚Kaymak Dede‛ adıyla anılan bir gömüt bulunur. Tekke ile ilgili inanışlar nedeniyle inanç turizmi bakımından önemlidir. Tekkenin ilk kuruluşu çok harap ve eskidir. Camii kapısı üzerindeki kitabeden 1908 yılında onarım gördüğü anlaşılıyor. Son olarak1966 yılında yeniden tamir görmüştür. Cami ile tekke’nin birleşik olması nedeniyle cami tekkeyi ziyarete gelenlerce ziyaret edilmektedir.

Tekkenin dış duvarları kesme taş kaplı, duvar köşelerindeki taşlar diş biçiminde dizilmiştir. Her iki tarafta da iç mekanı tek kubbe ile örtülüdür. Tekkeye giriş kuzeyden, camiye giriş batıdandır. Minaresi güney batıdadır. Tekke içinde 31 adet yatır vardır. Ġç mekanı tek kubbe ile örtülüdür. Kubbe köşelerde yer alan dört trompa dayanır. Tromp aralarında dört duvarda dört sağır kemer bulunur. Giriş kapısı, kuzeyde olup basık taş kemerlidir. Kapı üzerindeki dört satırdan oluşan kitabe şöyledir: 1- 726 tarihinde Sultan Orhan Gazi zamanı saltanatında. 2- calisi post nesim-i irşat tarikat-ı Aliyye ve sahib-ül havarikül adad ve zakir. 3- Keramet semiye bulunan Karacaahmet Sultan guddise surzetül gufran hazretlerinin türbe-i atır nakina fatiha. 4- Sene-i hicriye 1324, sene-i rumiye 1322 (ortada) mebdei tecdidi türbe.

İlginizi Çekebilir  Devrane Sultan

Kapı girişinin solunda, camiin kuzey batısında hastaların tedavi edildiği yer olan tahta perde ile çevrilmiş, araları tahta perde ile dört hücreye ayrılmış kısım bulunur. Hücrelerde tomruk adı verilen yan kenarları delikli ahşap hatıllar vardır. (Buradaki tedavi yöntemi, hastanın ayak bileği tomruğa geçirilerek bağlanmakta, karşı koyan hastaların ayaklarına dayak atılmaktadır). Tekkenin güneyinde, camii ile müşterek duvarlı kısımda basit bir mihrap yer alır. Mihrabın batısında merdivenle çıkılan ahşap küçük bir mahfil kısmı vardır. Tekke her duvarda iki, camiye bakan duvarda bir olmak üzere 7 pencere ile aydınlanır. Tekkenin iç mekanının yarısından fazlasını yatırların bulunduğu kısım kaplar. Etrafı demir parmaklıklarla çevrilmiş olan bu kısım tekke zemininden 25-30 cm. yüksekliğinde olup, üzerinde Karacaahmet’in oğlu Şeyh Eşref ve oğullarının olduğu söylenen 31 adet yatır vardır. Adına köy ve tekke kurulan Karacaahmet Sultan, Horasan erenlerindendir. Hacı Bektaş dergahından fütüvvetname almıştır. Karacaahmet kurduğu ocakta akıl hastalarını tedavi etmiş, daha sonra kurduğu ocak başına oğlu Şeyh Eşref’i geçirerek, kendisi Batı Anadolu’nun fethine katılmıştır. Manisa Akhisar taraflarında da bir ocak kurmuştur. Akhisar Gökçe Ağaç köyü arazisi kendisine vakfedilmiş, Akhisar Karaca köyünde 1397 yılından önce ölmüş ve orada gömülüdür. Akıl hastalarının tedavi edildiği yer olarak kabul edilmekte olup bu sebeple ziyaret edilmektedir.

İlginizi Çekebilir  Ali Rumi Dede

Latif Daşdemir’in çalışmasında (DAŞDEMĠR Latif, Afyonkarahisar Efsaneleri) Karacaahmet’in annesi ile ilgili şu menkıbe anlatılır. Anadolu Selçuklu Devletinin son zamanlarında Seydi Sultan, Işık Sultan ve Hendi Baba adlı üç ermiş kişi, Afyonkarahisar’ın bugünkü Ġhsaniye ilçesine bağlı Karacaahmet Köyünde oturan, akıl hastalıkları hekimi Karacaahmet Sultan’ı ziyarete gelirler. Karacaahmet ve bacıyan-ı rumdan olan annesi tarafından konuklar köyde gereğince ağırlanırlar. Mevsim yaz olduğu için havalar çok sıcak geçmektedir. Dervişler hep birlikte akşam yemeğini yedikten sonra namazlarını kılıp minderlerine çekilerek sohbete dalarlar. Sohbet sırasında içlerinden birisi, ‚kimin daha keramet sahibi olduğunu göstermesi‛ konusunda bir öneri ortaya atar. Bu teklif herkes tarafından kabul görür. Seydi Sultan, gerekli duaları yaparak sıcak havada büsbütün ılımış suyu buzlu su haline getirir. Hendi Baba, her zaman yanında taşıdığı kamçısını, okuyup orta yerde bırakarak yılan durumuna sokar. Karacaahmet Sultan, altındaki seccadeyi kocaman bir halı yaparak, konuklarının altına serer. Işık Sultan, bir üfleyişte odanın bütün mumlarını söndürüp her yeri zifiri karanlığa boğar. O sırada Karacaahmet’in annesi, avucunda tuttuğu kıpkırmızı bir kor ateşle odaya çıkagelir. Arkadan da alnında parlayan bir nurla dört yanını kamaştıran parlak bir ışığa boğar. Bunun üzerine konuklar, hakkı teslim edip, en üstün kerametin Karacaahmet’in annesine ait olduğunu kabul ederler. Sonra da Karacaahmet’e dönüp hepsi bir ağızdan,
-Anan bizden de, senden de daha doluymuş. Derler. Anlatıldığına göre bu toprakların ‘Anadolu’ adını alması da ‘Anandolu’ sözünden gelmektedir.

Kaynak ; Afyon Evliyaları , Abdülhalim Durma