İstanbul – Üsküdar – Çiçekci camii haziresinde

Sefine-i Evliya yazarı, Huseyin Vassaf Bey, Şeyh Himmet Efendi için şu bilgiyi vermiştir: “HimmetEfendi, Bolu’da, 1018 (1609) tarihinde Dökmeciler Mahallesi’nde doğdu. İstanbul’a gelerek tahsilini tamamladı ve Zeyrekzade Yunus Efendi’den icazet aldı. Daha sonra Halveti büyüklerinden Hüseyin Hüsameddin Efendi’den feyz aldı. Tarikat silsilesi Yiğitbaşı Ahmed Efendi’ye kadar uzanır.

Himmet Efendi şeyhinden aldığı izin üzerine memleketine gitti. Fakat aldığı tarikat neşesinden daha ilerisine varmak derdine düşüp Bolu’da meşahir-i meşayih-i Bayramiye’den Bolulu Ahmed Efendi’ye mulaki olduklarında manevi sevk ile ona dahi inabet (bir şeyhe bağlanma) edip hayli uzun zaman Ahmed Efendi’nin hizmetinde bulunmuş ve Bayramiye usulu üzerine tekmil-i meratib-i suluk ederek ondan da hilafet almıştır.

Hadaik-i tarikte (tarikat bahcesi) esrarını cem ile dolu olduğu ve başında Bayrami tacı bulunduğu halde İstanbul’a geldi. Tesadufen ilk Şeyhi Hüseyin Husam Efendi ile buluştular. Başka şeyhe intisab etmiş ve kalbi rencide olmasın diye Himmet Efendi yanındaki abdest havlusunun içine tacını koyup dört ucunu bir araya getirip tacını örtmüştür. Halbuki Husam Efendi hakikate vakıf bir Şeyh-i zişan olduğundan Himmet Efendi’de tecelli eden envar-ı marifet-i Rabbaniyi görüp:
“Oğlum Himmet, Bayramiye tarikinde bu da senin ictihadın olsun,” demiştir. Himmeti kolunda taç üzerinde dört kısım bundan kalmıştır. Bu suretle Himmet Kolu tesis edilmiş oldu. Bu kol, Şabaniye ile Bayramiye’nin birleştirilmesinden meydana gelmişse de daha çok Bayramiye unsuru ağır basar. Son devir Himmetilerinin bazılar› ise Melamiliğe meyletmişlerdir. Düz beyaz keçeden tac giyerlerdi. Bu pek fazla yaygın değildir.

Himmet Efendi’nin evi İstanbul’da Fındıkzade civarında olduğundan burası muhabbet ehlinin bir toplantı yeri olmuş idi. Kendisini her gören meftun oluyordu. Edib, haluk ve guzel konuşan bir zat idi. Bu sırada kendisine kürsi Şeyhliği tevcih olunmuştur. Hatta Kasımpaşa Camii vaizliğinde bulunmuştur. Bu görevi, 1080 (1669) tarihinde oğlu Şeyh Abdullah Efendi’ye devr etmiş fakat 1090 (1679) senesinde halkın isteği üzerine tekrar vaiz olmuştur. Oğluna da Fatih’te Halil Paşa Camii vaizliği tevcih olundu. Bu sırada Hüseyin Hüsameddin Efendi vefat etti.

Üsküdar’da Divitciler’de kain tekkenin Şeyhi olan Hüseyin HüsameddinEfendi’nin Şeyhi Bezcizade Muhyiddin Efendi idi. Bezcizade’nin vefatında Husam Efendi ve bu zatın da 1090/1679 tarihindeki vefatı uzerine Himmet Efendi Şeyh oldu. Himmet Efendi, oğlu Abdullah Efendi’yi İstanbul’daki tekkesine oturtarak kendisi Üskudar’a nakl-i hane edip bu tekkenin meşihatine revnak-efza (guzelliğini arttırma) olmuştur. Burada gerek Halveti ve gerek Bayrami tariklerinin ayinini icraya başlaykıp irşad-ı talibin ile meşgul olmuştur.”

[toggle title=“Kaynaklar” load=”hide”] Kaynak( Allah bu çalışmaları yapanlardan razı olsun. Ebedi saadet nasip etsin. Amin)
Yüzyıllar Boyunca Üsküdar , Mehmet Nermin Haskan , Üsküdar Belediyesi Yayınları [/toggle]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz