Ebu İshak Kazeruni Türbesi

tarafından
831
Ebu İshak Kazeruni Türbesi

Bursa – Ebu İshak Kazeruni camii yanında

“Kâzerûn” kasabası, İran’da Şiraz’ın 90 km. batısında, 800 metre rakımında şirin bir kasabadır. Kâzerûn kalesinin, üzerine bina olunduğu kayanın kenarları ve diğer birçok kayalar İran şahlarından Şapur’un yaptığı muharebeleri, avları ve sair tarihi olayları tasvir eden resimlerle süslenmiş olduğundan eski eserler noktasından pek büyük ehemmiyeti vardır.

İsmi, Şehriyar oğlu İbrahim olan Ebu İshak’a, bu kasabada doğduğundan “Ebu İshak Kâzerûnî” denilmiştir. Tarikat şeyhlerindendir. Alim ve fazıl bir zattır. 1034 M. ve 426 H.’de yine bu kasabada ölmüştür ve oraya gömülmüştür. Bu zatın ölüm tarihine bakılırsa Bursa’ya gelmemiştir. Kazeruni hazretlerinin ölümünden 300 sene sonra Bursa fethedilmiştir.

Türkiye topraklarının birçok yerlerinde bu zatın adına birer türbe yapılmıştır.
1. Erzurum’da: İkinci surda (Erzurum Anıtları ve Tarihi, 138)
2. Edirne’de (BAVD. 24504)
3. Bursa’da (BS.252/137)
4. Konya’da: Sahra(?) nahiyesinin Efe k.yünde (BA.de 1179 H., 23 Şaban tarihli vesikada)
5. Şile’de (BAVD. 15609)
Daha birçok yerlerde vardır ki hepsinde -o devirlerde anıt dikmek günah telakki edildiğinden- güzel adını anmak için birer türbe yapılmıştır.

İlginizi Çekebilir  Yazıhan Türbeleri

Emir Sultan’la beraber Seyyid Ali Nattâ Efendi Bursa’ya gelmiş; Emir Sultan, Yıldırım’ın kızını, Seyyid Ali Nattâ’ da İshak Paşa’nın kızını almıştır. Tekkenin dervişleri bilâhare Ebu İshak namıyla anılmışlardır . Nattâ’; meşinci, sahtiyancı demek olmasına nazaran, bu zat da meşin ve sahtiyandan döşek minder yapmasından bu ismi almıştır. Yıldırım Bayezid, bu zatı Hz. Peygamber’in evlâdından olan sâdâtın üzerlerine nazır tayin eylemiştir ki son zamana kadar nakibü’l-eşraf vazifesi devam eylemiştir. Bu zatın vefatında bu vazife oğluna verilmiştir. Bu zat meşhur Aşık Çelebi’nin ceddidir.

Bursa’daki Ebu İshak Camii’ne gelince: Burasını Yıldırım Bayezid, Ebu İshak Kâzerûnî namına yapmıştır. Bu caminin ve etrafındaki zaviyenin idaresi için Karadeniz kenarındaki Şile kasabasını ve Gemlik yakınındaki Tuzlahisarı’nı ve Polat, Ereğlice köylerini ve Tuzhisar mahallesini ve altı dükkan ile bir evi vakfeylemiştir. Evâsıt-ı Ramazan 802 H./ 11.5.1400 milâdî tarihli vakfiyesi Vakıflar Umum müfettişi sayın Halîm Bâkî Kunter tarafından Vakıflar Dergisi’nin ikinci sayısının 424. sayfasında aynen yazılmıştır.

İlginizi Çekebilir  Babanzade Ahmed Naim

Bursa sicillâtındaki bu vakfa ait kayıtlara gelince: 1631 tarihinde, Şeyh Ebu İshak Kâzerûnî Zaviyesi’nde Müslümanların nezirlerini koymak için konulan “Çerağ Sandığı” harem kapısının haricindeki köşede idi. Fakat, yol üzeri olmakla gece orada bırakılamayacağından muhafaza için, bir kişinin her gece sandığı, evine alıp gitmesi lâzım idiyse de hile ile içinden akçe çıkarmakla vakıf çok zarar görmüştür. Bu sebeple çerağ sandığının durduğu köşeye muttasıl olup uzun zamandan beri muattal olan ve bir akçe hasılat dahi girmeyen kârgir kemer dükkanın (Bursa Halk evi neşriyatından bir numaralı broşürün 44. sahifesinde, buradaki türbenin uydurma olduğu yazılmıştır. Sicildeki bu kayıt, orada bir kemer olduğu ve sadaka toplanan sandığın oraya konması için .nünün kapatıldığını bildirdiğine göre, türbenin uydurma olduğu hakkındaki iddiamızı teyid eder) yol tarafına bir duvar bina olunmuş ve bir demir pencere konulup çerağ içine vaz’ olunarak yerinde berkarar olması faydalı bulunmuştur.

İlginizi Çekebilir  Vani Mehmet Efendi